Türkiye'nin karayolu taşımacılığında, 2053 Ulaşımda Net Sıfır Emisyon hedefi bulunuyor Sıfır Atık yaklaşımı ile çeşitli atıklardan üretilen BioLNG yakıtı, ülkemizin yakıt arz güvenliği ve geleceği için önemli.
Ağır ticari ve uzun menzilli araç sektöründe alternatif yakıt çözümleri sunan Cespira™, yüksek basınçlı direkt enjeksiyon (HPDI) teknolojisiyle lojistik operasyonlarında, sistemde BioLNG ve ilk ateşleme yakıtı olarak HVO kullanılması durumunda CO2 emisyonunu %100 oranında, LNG kullanılması durumunda ise %20 oranında düşürüyor. Cespira™ Pazar Aktivasyon ve Regülasyon İşleri Lideri Ozan Dinçer, 1.000 kilometre menzile ulaşan HPDI gazlı (LNG/BioLNG) çekicilerin toplam sahip olma maliyeti (TCO) açısından da filolara güçlü bir alternatif sunduğunu belirtti.
Cespira™, ağır hizmet araçları için geliştirilen tescilli HPDI™ yakıt sistemi teknolojisinin uzmanıdır. HPDI™ teknolojisi, OEM'lerin (orijinal ekipman üreticilerinin) mevcut dizel motor çevrimini koruyarak bugün LNG ve BioLNG ile karbon emisyonlarını azaltmalarına olanak tanırken, gelecekte pazar koşulları geliştikçe aynı motor platformlarının diğer yenilenebilir yakıtlarla da çalışabilecek şekilde uyarlanmasına imkan sağlar. Cespira™, 2024 yılında Volvo Group ve Westport'un ortak girişimi olarak kurulmuş bağımsız bir şirkettir.
(Soldan sağa) Cespira™ Pazar Aktivasyon ve Regulasyon isleri Lideri Ozan Dinçer, CEO'su Carlos González Barberán
Cespira™, IAA Transportation 2026’da yeni nesil HPDI 3.0 platformunu tanıttı. LNG veya Bio-LNG ile calisabilen yeni sistem yakıt enjeksiyonunda daha yüksek hassasiyet sağlayacak. HPDI, yani “Yüksek Basınçlı Direk Enjeksiyon” teknolojisinde yanmayı başlatmak amacıyla az miktarda dizel veya HVO pilot yakıt kullanılıyor ve ardından LNG veya BioLNG doğrudan silindire püskürtülüyor. Bu sayede dizel performansina esdeger bir performans elde ediliyor.
Mevcut Volvo gazlı çekicilerde Cespira™ sisteminin kullanıldığını belirten Ozan Dinçer’in verdigi operasyon örneğine göre, benzer koşullarda 30 litre dizel yakit tüketen ağır ticari bir araç, HPDI sistemiyle yaklaşık 21 kilogram LNG, 1.2 litre dizel ve 1.2 lt Adblue tuketiyor. Türkiye'de, mevcut durumda, eşit karşılaştırma yapıldığında, LNG ile dizel arasında şu an LNG lehine % 40-45 arasında bir fiyat avantaji bulunuyor.
Gazli sistemde mevcut icten yanmali motorun degismedigine, sadece kendi sistemlerinin mevcut motora adepte edildigine deginen Dincer, ayni zamanda arac uzerinde yaklasik 450.000 KM sonunda sadece kriyojenik pompanin degismesi gerektigini ve pompalarin ikinci omru icin kullanilmis pompalarin sahadan toplanarak Brescia, Italya’da bulunan kendi uretim merkezlerinde kontrol edildigini ve gerekli parcalarin degistirilerek ikinci omru icin sahaya suruldugunu belirtti.
Turkiye’de cok buyuk bir potansiyel gorduklerini belirten Dincer, Türkiye’nin güçlü ticari araç üretimi, gelişmiş sanayisi ve Avrupa ile Asya arasındaki stratejik konumunun Cespira™ açısından önemine degindi: “mevcut durumda Turkiye’de onemli tedarikcilerle calisiyoruz. Son bir sene icerisinde Turkiye’de, tum paydaslarla (ilgili bakanliklar, yerli kamyon ureticileri, ilgili dernekler, Biyogaz ureticileri, LNG dagiticilari ...gibi) pek cok ust duzey gorusmeler gerceklestirdik” dedi.
"Cok buyuk bir potansiyelimiz var: 200 Biyogaz Tesisi gerekli ek yatirimlari yaparak ve Bio-LNG ureterek yakıt arz güvenliğimizin onemli bir bolumunu sağlayabilir"
"Türkiye'de şu an hem çöp hem de hayvansal atıklardan elektrik üreten yaklaşık 200 biyogaz tesisi var. Bu tesislerin mevcut destekleme süreleri (YEKDEM) 2030’a kadar bitmek üzere. Avrupa’da her gecen gun yeni tesis acilirken ve bunun onemi daha iyi anlasilirken, ulkemizde var olan tesisler kesinlikle kapanmamalidir. Yapılacak ek yatırımlarla bu tesislerimizi Bio-LNG üretebilir hale gelebiliriz. Bunun ülkemize en büyük avantajı, küresel krizler ve savaşlarla dalgalanan dizel fiyatlarına karşı kendi 'yakıt arz güvenliğimizi' sağlamak ve karbon emisyonlarimizi dusurmek olacaktır. Kendi Bio-LNG'nizi ürettiğinizde hem sıfır atık döngüsünde atıktan yakıt elde ediyor, ülke olarak kendi enerjinizi üretmiş oluyor ve karbon emisyonlarinizi dusurup cok daha guzel bir gelecek elde edebiliyorsunuz."
İhracatçılar için "Kapsam 3" emisyonlarında hayati rol
Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (SKDM) Türkiye'deki ihracatçılar için getirdiği zorunluluklara da değinen Dinçer, lojistik firmalarının dönüşümünün şart olduğunu ifade etti: "İhracatçılarımızın Avrupalı rakipleriyle rekabet edebilmesi için Kapsam 3 (Scope 3) emisyonlarını düşürmeleri gerekiyor. Örneğin İngiltere'de bir lojistik şirketi filosunun %70'ini gazlı araçlara dönüştürdü. Çünkü müşterisine 'Senin malını taşırken aynı zamanda senin karbon ayak izini de düşürüyorum' diyerek dev bir rekabet avantajı sunuyor."
Almanya’da, tek bir lojistik firmasi, tek seferde “500 adet” gazli kamyon yatirimi yapti
Almanya’da faaliyetlerini surduren bir lojistik firmasi tek seferde 500 adet’lik gazli kamyon siparisi verdi. Buradaki asil onemli konu kamyon sayisindan ziyade verilen kararin arkasindaki gerekce. Bir lojistik sirketi, uzun yol operasyonlarinda kullanilmak uzere tek seferde 500 araclik yatirim yapabiliyorsa, bu bize HPDI LNG agir ticari araclarin artik yalnizca alternatif bir teknoloji yerine kendini operasyonel ve ekonomik acidan kanitlamis dogru bir cozum oldugunu gosteriyor.
1.000 Km menzil ve altyapı stratejisi:
Alternatif yakıtlı ağır ticari araçların en büyük handikabı olan menzil ve istasyon altyapısı hakkında da bilgi veren Dinçer, LNG'nin uzun yol taşımacılığındaki üstünlüğüne dikkat çekti:
"Sistemimizde küçük, orta ve büyük boy tank seçenekleri var. En büyük tank tam dolu olduğunda çekicinin menzili yaklaşık 1.000 kilometreye ulaşıyor. Altyapı tarafına gelirsek; hem ABD'den hem de birçok komşu ülkeden LNG tedarik etmesi sayesinde Türkiye bir LNG cenneti konumundadır; sahip olduğu altyapı ve bilgi birikimi, yerel üretim BioLNG'nin yaygınlaşmasını destekleyecektir.Şu an halka açık dolum istasyonumuz yok ancak Türkiye'nin gaz endüstrisindeki uzmanlığı ve deneyimi sayesinde, altyapı kapasitesinin artırılması çok hızlı bir şekilde gerçekleşecektir. LNG ile karbon emisyonlarimizi hemen dusurmeye baslayip BioLNG ile hedefledigimiz noktaya varabiliriz."
"Ilgili bakanliklar, dernekler, gaz saglayicilari, kamyon ureticileri ve saticilari gibi tum paydaslarla birlikte ekosistemi kuruyoruz"
Son 1,5 yıldır Türkiye'de pazar aktivasyonu için ilgili tum dernekler ve sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra yerli kamyon üreticileri ile de yoğun temas halinde olduklarını belirten Dinçer, kamu nezdinde de önemli adımlar atıldığını söyledi. Ilgili Bakanliklar ve İklim Değişikliği Baskanligi ilegörüşmelerin sürdüğünü belirten Dinçer, Ulaştırma Bakanlığı'nın "2053 Net Sıfır Emisyon Stratejisi" taslağına, yapılan istişareler sonucunda BioLNG'nin, karayolu tasimaciliginda, alternatif yakit olarak eklenmesinin sektör adına büyük bir kazanım oldugunu ifade etti.
Dinçer sözlerini şu çağrıyla tamamladı: "Ana amacımiz Türkiye'de bir bilinç ve farkındalık yaratmak. Bu çözüm Avrupa'da, Ingiltere’de ve pek cok farkli ulkede başarıyla uygulanırken biz neden faydalanmayalım?
Filo isletmecilerine nacizane onerim, HPDI teknolojili gazli kamyonlari lutfen kullanin, deneyimleyin ve toplam sahip olma maliyetini (TCO) mutlaka degerlendirin.
Basın ve sektörel derneklerimizin desteğiyle de bu ekosistemi büyüterek, Türkiye'nin hem ekonomik kazanç sağlamasını hem de karbon emisyonlarını hızla düşürmesini hedefliyoruz ve tum paydaslardan bu konu hakkinda destek bekliyoruz."





