Chatzimarkakis, bu kapsamda odaklandıkları ana başlıkları; yeşil hidrojen üretiminin ölçeklendirilmesi, güçlü ve güvenilir bir altyapının kurulması, hidrojenin sanayide yaygın şekilde kullanılması ve işleyen bir Avrupa hidrojen pazarının oluşturulması olarak sıraladı.
"Türkiye Stratejik Bir Ortak" Bu vizyon doğrultusunda Türkiye'yi stratejik bir ana ortak olarak gördüklerini belirten Chatzimarkakis; Türkiye'nin jeostratejik konumu, güçlü sanayi altyapısı, yüksek yenilenebilir enerji potansiyeli ve Avrupa Birliği ile olan yakın ekonomik entegrasyonunun, ülkeyi Avrupa'nın hidrojen geleceğinin vazgeçilmez bir parçası haline getirdiğini vurguladı.
Türk Şirketlerine Tam Destek Somut adımlara da değinen Chatzimarkakis, Türk şirketlerini şu alanlarda desteklediklerini ifade etti:
-
AB düzeyinde siyasi temsil ve savunuculuk faaliyetleri,
-
Avrupa destek ve inovasyon programlarına (IPCEI, Horizon Europe, Clean Hydrogen Partnership gibi) aktif katılım teşviki,
-
Düzenleyici çerçeveye uyum konusunda rehberlik,
-
Avrupa değer zinciri boyunca hedefli ağ oluşturma faaliyetleri.
Sanayide Dönüşüm ve Fırsatlar Önümüzdeki 5 ila 10 yıl içinde Avrupa hidrojen pazarının, demonstrasyon ve pilot projelerden endüstriyel ölçekte yaygınlaşma aşamasına geçeceğini vurgulayan Chatzimarkakis; yeşil hidrojenin çelik, kimya, rafineri, gübre sanayileri ile ağır sanayi ve deniz taşımacılığı gibi enerji yoğun sektörlerin karbonsuzlaştırılmasında merkezi bir rol oynayacağını belirtti.
Bu dönüşüm sürecinde Türk şirketleri için önemli fırsatlar bulunduğunu belirten Chatzimarkakis, bu alanları şöyle sıraladı:
-
Yeşil hidrojen ile amonyak ve metanol gibi hidrojen türevlerinin üretimi,
-
Elektrolizörler, basınçlı sistemler, vanalar ve kompresörler gibi endüstriyel ve sistem bileşenlerinin üretimi,
-
Yenilenebilir enerji kaynaklarının hidrojen projelerine entegrasyonu,
-
Avrupa Birliği ile Türkiye arasında uzun vadeli enerji ve tedarik ortaklıkları.
"CBAM, Rekabet Avantajı Sunuyor" Hydrogen Europe CEO Danışmanı Yakup Karan ise Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması'nın (CBAM), hidrojen ve hidrojen bazlı ürünler açısından hem bir zorluk hem de önemli bir fırsat sunduğunu ifade etti.
Türk üreticiler açısından bu durumun, erken aşamada düşük emisyonlu veya yeşil üretim süreçlerine yatırım yapan firmaların AB pazarındaki konumlarını kalıcı olarak güçlendirmeleri anlamına geldiğini belirten Karan, Hydrogen Europe olarak şeffaf, adil ve uluslararası düzeyde uyumlu sertifikasyon ve doğrulama sistemlerinin oluşturulmasını savunduklarını söyledi.


