Trans Lojistik Genel Müdürü Ziya Güner, kapılardaki uzun beklemelerin son bulması halinde navlun gelirlerinin yüzde 50 artacağını söyledi.

Trans Lojistik Genel Müdürü Ziya Güner’e göre sektörün en büyük ve ortak sorunu kapılardaki beklemeler. Bu nedenle firmaların araçlarını etkin ve verimli kullanamadığını söyleyen Güner, “Kapılardaki bekleme sorununu çözersek navlun gelirimiz yüzde 50 oranında artar” diyor. 

UND'nin Sesi Dergisi'nde yayınlanan röportajında Trans Lojistik Genel Müdürü Ziya Güner, sektörde yaşanan gelişmelerle ilgili değerlendirmelerde bulundu. Güner’e göre sektörün en büyük ve ortak sorunu kapılardaki bekleme süreleri. 
“Bizi en çok yoran sorun kapılardaki bekleme” diyen Güner bu sorunun tüm nakliyecilerin ortak sorunu olmasıyla beraber aslında dış ticaretin de sorunu olduğunu söylüyor. Güner, “Çünkü burada engellenen ve geciken bizim ihraç ürünlerimizdir. Biz navlunumuzu nasıl geç ulaştırıyorsak ihracatçılarımız malını geç gönderebildiği için parasını geç alıyor. Biz bu kapılardaki bekleme sorununu çözersek navlun gelirimiz yüzde 50 oranında artar. Filomuzu etkin verimli kullanırsak ayda bir servis atıyorsak 2 servis atarız” diyor. 

Bulung Logistics 320 milyon liralık yatırım yapacak Bulung Logistics 320 milyon liralık yatırım yapacak

GEÇİŞ SAYISINI DAHA FAZLA ARTIRMAK GEREKİYOR
Kapılardaki sorunu çözmek için ülkemiz tarafında önemli çalışmalar yapıldığını, Kapıkule’den 900 araç geçerken bugün bu sayının 1.400 adetlere çıktığını söyleyen Güner, “Bunun farkındayız ama yeterli değil. Kapasitesinin daha fazla artması gerekiyor. Çözümde tıkandığımız nokta karşı taraf; Bulgaristan, Yunanistan oluyor. Ama biz bunları çözmek zorundayız. Ya kapıların kapasitelerini artıracağız ya da yeni bir kapı yapacağız” diye konuşuyor. 

VİZE SORUNLARI NEDENİYLE SÜRÜCÜLERİMİZ BOŞ BEKLİYOR
Diğer önemli sorun olarak “Vize Problemleri”ni gösteren Güner, “Vize sorunu nedeniyle sürücülerimizi yılda bir ay kullanamıyoruz. 15 günden önce randevu alamıyoruz. En iyi şartta sürücülerimizin vizesini bir ayda alabiliyoruz. Bu sorunları çözersek hem navlun gelirlerimiz hem de dış ticaret gelirlerimiz de artacaktır. Daha fazla mal taşıyacağımız için ihracatçımıza daha uygun fiyat teklifi verebileceğiz. İhracatçılarımızın da rekabetçiliği artacaktır. Devletimizin, bakanlığımızın desteğiyle bu sorunları çözersek hem sektörümüz hem dış ticaretimiz bundan çok büyük fayda sağlar” ifadelerini kullanıyor.  

ANTREPO BEYANNAMESİ BEKLENDİĞİ İÇİN ZAMAN KAYIPLARI YAŞANIYOR
Kombine Yük Taşımacılığı Yönetmeliği ilgili de görüşlerini aktaran Ziya Güner, yeni yönetmeliği faydalı bulduğunu ancak eksikliklerin de bulunduğunu ifade ediyor. Güner yeni yönetmelikteki en büyük eksikliği; ithalattan gelen ve farklı 3, 4 antrepoya yük boşaltacak aracın şu anda bu boşaltmaları bir haftadan önce yapamaması olarak gösteriyor. Bunun nedeni de antrepo beyannamesi verilmeden yüklerin boşaltılamaması. “Bu yetki zaten antrepolara verilmiş ve buralar düzgün çalışan ve bakanlıkça da kontrol ediliyorlar” diyen Güner, bu yeti verildiyse antrepo beyannamesinin beklemesine gerek olmadığını savunuyor. Güner araçlarını bir an önce boşatırlarsa tekrar sefere çıkarabileceklerini bu nedenle büyük zaman kayıpları yaşadıklarını söylüyor. 

YYS’DE BELİRLİ BİR SAYIYA ULAŞILINCAYA KADAR ÖNCİLİKLİ GEÇİŞ UYGULAMASI KALDIRILSIN
YYS’nin alınması ve kullanımıyla ilgili sıkıntılarla ilgili bilgiler veren Güner, YYS’ye karşı olmadıklarını ancak süreçlerin çok uzun ve prosedürlerin çok fazla olmasından şikâyet ediyor. Güner, “Süreçler kısaltılıp sadeleştirilirse daha fazla firma alabilir. Ne kadar çok firma YYS (İzinli Gönderici) alırsa bizim o kadar çok lehimize. Çünkü alan firmalar iç gümrüklere uğramadığı için buralarda rahatlama olacaktır” diyor. İzinli Gönderici belgesi olan firmaların sınır kapılardan öncelikli geçiş hakkı ile ilgili görüşlerini aktaran Güner, “Bu dünyanın hiçbir ülkesinde yok. Bu sadece bize özgü bir şey. Neden böyle bir öncelik var bilmiyoruz. UND’nin de görüşleri nettir. YYS’de belirli bir sayıya ulaşılıncaya kadar öncelikli geçiş uygulamasının kaldırılmasını istiyoruz” diyor. 

SÜRÜCÜ ORTALAMAMIZ 55 VE YAKINDA SÜRÜCÜ BULAMAYACAĞIZ
Sürücü eksikliğinin de sektörde büyük bir sorunlara neden olduğunu anlatan Güner şunları söylüyor: “Aracınız olsa, yükümüz olsa sürücü olmadan bunların değeri yok. Sürücü eksikliği ve sorunu çok önemli. UND olarak bu konuyla ilgili çalışmalar yapıyoruz. “UND Şoför Akademisi Projesi” var. Gençleri şoförlüğe özendirmemiz gerekiyor. Belki kısa filim hazırlayıp bunu yapabiliriz. Bu sorun bütün Avrupa’da var. Şu anda yurtdışına çalışan 65 bin aracımız var ama şoför sayımız 21 binlerde. Yani her 3 araçtan 2’si sürücüsü olmadığı için bekliyor demektir. Bir de yaş ortalaması çok yüksek. 55 yaş civarında bir ortalamamız var. Bu yakın gelecekte sürücü bulamayacağız demektir. O yüzden sayısı çok fazla olan genç nüfusumuza bu mesleği iyi anlatmak ve onları mesleğe özendirmemiz gerekiyor.” 

HİZMET İHRACATÇILARINA VERİLEN TEŞVİKLERİ SEKTÖR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ
Ziya Güner, hizmet ihracatçılarına sağlanan teşvikleri çok olumlu bulduğunu söylüyor. Bu teşviklerden yararlanacak çok firma olacağını söyleyen Güner, “Firma tanıtımından, basılı materyallere, reklamlardan yurtdışı ofislere kadar önemli destekler var” diyor. 

YEŞİL LOJİSTİK VE DİJİTALLEŞME ÖDEVİMİZ VAR
Sektörün geleceği ve sürdürülebilirliği için dijitalleşme ve yeşil lojistik uygulamalarının çok önemli olduğunun altını çizerek konuyla ilgili görüşlerini ifade eden Güner, sektörün ödevlerinden biri olan yeşil lojistik konusunun dünyayı korumak için gerekli olduğu ancak 
firmaların mevcut ticari yapı içerisinde uygulamaların kolay olmayacağı yorumunu yapıyor.  Firmaların karbon ayak izini, emisyonunu takip edip bunu ölçmek ve azaltmakla ilgili faaliyette bulunmak durumunda olduğunu aktaran Güner, lojistik sektörünün konuyla ilgili bilgiye ulaşması için HİB ve diğer komitelerle birlikte yapılacak çalışmaların önemli olacağını aktarıyor. 
Sektörün diğer ödevlerinden biri olan dijitalleşme konusunda UND’nin Dijital Çalışma Grubu’nun yaptığı çalışmaların önemine vurgu yapan Güner, “Burada sektörün mevcut durumunun tespiti, neler yapılabileceğinin ortaya konması ve yol haritasının çıkarılması noktasında çalışmalar yapılıyor. Dünya artık buraya gidiyor. Biz de buna ayak uydurmak zorundayız. Gümrüklerde hala prosedürler var. IRU ile Türkiye’nin dahil olduğu E-TIR, E-KARNE, E-CMR konuları önemli konular ve bunlarla ilgili çalışmalarımız var. Sektördeki firmalarımızın yüzde 88’i artık araç takip sistemi kullanıyor ama hala paket program kullanmayan firmalar var. Çok işimiz var ve hızlı olmak zorundayız” diye konuşuyor.