Lojistik sektörünün dengesi şaştı

Kurlardaki dalgalanma, ihracat-ithalat dengesinin değişmesi lojistik sektörünün de dengesini bozdu. Dolu gidip boş dönen nakliyecilerin maliyetleri arttı. Sektör zorluklar ve fırsatlar arasında gidip geliyor.

Lojistik sektörünün dengesi şaştı
banner95

2018 yılı ihracat açısından rekorlarla geçerken bu durumun nakliyeciye yansıması beklenen kadar pozitif olmadı. Kurlardaki yükseliş ihracatı artırırken ithalatın azalmasına neden oldu. Dış ticaret dengesinin değişmesi lojistik sektörünün de dengesini bozdu. İhracat taşımalarımızın yarısını yaptığımız Avrupa’ya giden araçların yüzde 70’i boş döndü. Bu durum nakliye masraflarını yükseltti. Artan maliyetleri müşterilerine yansıtamayan nakliyeciler, yabancı plakalı araçlarla rekabet, gümrük kapılarındaki beklemeler, geçiş belgeleri sorunları… gibi evvelden gelen sorunlar da eklendiğinde çok zor bir yıl yaşadılar. Ayakta kalmak için devlet desteğine umudunu bağlayan sektörün, 2019 yılı da çok farklı geçmeyeceğe benziyor. Tabi sektörün önündeki fırsatları iyi değerlendirmesi gerekiyor. Transmedya Dergisi olarak; zorlukları, çözüm yollarını ve fırsatları derledik.

500 bin kişiye istihdam sağlayan lojistik sektörü, 20 milyar dolarlık büyüklüğüyle dev bir sektör. Sektör içerisinde karayolu taşımacılığının büyük bir ağırlığı var. Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 40’ını taşıyan karayolu taşımacıları yaşadıkları sıkıntılar ve sorunlarla lojistik sektöründen payına düşeni fazlasıyla alıyor. 70 milyar dolarlık ihracat yükünü taşıyan karayolu taşımacıları, 8 milyar doların üzerinde hizmet ihracatı yaparak direkt olarak da ülke ekonomisine katkı veriyor.

Bu rakamların daha yukarıları çıkmasını engelleyen ve yıllardır devam eden sorunlar bulunuyor. Bunların başında; kapılardaki beklemeler, kotalar ve geçiş ücretleri geliyor. Dünya Bankası araştırması bu durumu tespit ederek, “Bir malın taşınmasındaki 1 günlük gecikme, o malın ticaretinde yüzde 1 daralmaya yol açıyor, Bir malın taşıma maliyetindeki yüzde 10 artış, o malın ticaretinde yüzde 20’lik bir azalma getiriyor” sonucunu çıkarıyor.

Beklemeden kaynaklı maliyetler, zamandan kaynaklanan maliyetler, döviz kurlarından kaynaklanan ek maliyetler, firma girdilerindeki maliyetler (araç, lastik, akaryakıt), gibi artan maliyetlere ek olarak; finans sorunu, tahsilat vadelerinin uzaması gibi durumlar işletmeleri zorluyor.

Avrupa’nın en modern ve büyük karayolu taşımacılık filolarından birine sahip olan Türkiye bu gücünü kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Sektör yatırım gücünü kaybediyor, Finans ve kredilendirme alamıyor, devlet destek ve teşviklerinden yararlanamıyor, Eximbank kredilerini kullanamıyor, çekici, treyler ve lastik satışlarındaki düşüş sektörün yatırım yapamadığını gösteriyor, ithalat taşımalarındaki düşüş ve boş dönüşler maliyetleri artırıyor, totalde sektörün rekabet gücü azalıyor……

KAPILAR DUVAR OLUYOR

Sektörün en çok zorlandığı konuların başında, gümrük sınır kapılarında oluşan uzun kuyruklar ve bu kuyruklarda boşa geçen zamanlar geliyor. Bu kapıların başında Kapıkule var. Yıllardır devam eden bu sorun bir türlü çözülemiyor, hatta sektör bu sorunu çözmek için Ro-Ro çözümünü buldu ancak bu da kapılardaki kuyruğu azaltmaya yetmedi. Yapılan modernizasyon çalışmaları, TIR Parkı gibi uygulamalar da sonuçsuz kalıyor. Bu durum Türk araçlarının yabancı plakalı araçlarla rekabet gücünü azaltırken, Türkiye’nin ihracatına da büyük zarar veriyor.

Kapıkule için üretilen son çözüm ise, Bulgaristan’a gidecek yüklerin Hamzabeyli sınır kapısından geçmesi oldu. Bu çözümün kapılarda kısmı bir rahatlatma yapması hedefleniyor. Bu geçici bir çözüm ve önümüzdeki dönemde daha etkili çözümlerin üretilmesi gerekiyor.

GÜMRÜKLER HIZLANMALI

LPI’de (Lojistik Performans Endeksi) 47. sıraya kadar gerileyen Türkiye’nin bu kötü performansında zamanlılık kriterinin de büyük etkisi var. Gümrüklerdeki beklemeler yüzünden zamanında teslimat yapan firmalar ülkemizin lojistik performansını düşürüyor.

LPI’de Türkiye; “Gümrük” başlığında 58’inci, “Rekabetçi Fiyatlar” başlığında 53’üncü, “Lojistik Yeterlilik” başlığında 52’inci, “Zamanında Teslimat” başlığında 44’üncü, “Altyapı” başlığında 33’üncü, “İzleme ve Takip” başlığında ise 42’inci sırada yer aldı. Küresel Lojistik Performansı Endeksinde en fazla düşüş yaşanan başlıklar ise 22 basamak düşüş ile “Gümrük”, 18 basamak düşüş ile “Rekabetçi Fiyatlar” ve 15 basamak düşüş ile Lojistik Yeterlilik” kriterleri oldu.

Gümrük İşlemlerinin Kolaylaştırılması amacıyla Ortak Kapı, Tek Durak, Yeşil Hat ve Tek Pencere uygulamaları çok önemli. Türkiye’nin “Dijital Gümrük” hedefi bu anlamda önemli ve dış ticaret için hayati önem taşıyor.

Ticaret Bakanlığı ile TOBB, Türkiye 2002’den beri sınır kapılarını yeniliyor. Dünyanın en büyük gümrük kapılarından biri olan Kapıkule yenilendi, İpsala, Gürbulak yenilendi ancak bunlar artan dış ticaretle birlikte yeniden yetersiz hale geldi. Kapıkule’nin işlem hacmini artırmak için yeniden yenilenmesi gündemde, özellikle TIR parkının büyütülmesi için çalışmalar devam ediyor. İpsala ve Gürbulak için yenileme çalışmaları gündemde. Karkamış’ta yeni kapı açıldı, Çobanbey’de çalışmalar sürüyor.

Ticaret Bakanlığı şu anda, yerinde gümrükleme işlemlerine ağırlık veriyor. Şu ana kadar 8 şirkete bu yetki verildi. Önümüzdeki dönemde bu sayılar artacak. 2019 yılında gümrüklerin dijitalleşmesi çalışmalarına hız verilecek. Türkiye dünyada dijitalleşmeyi ilk sağlayan gümrük idarelerinden biri olmayı hedefliyor. Bu işlemleri ve süreçleri ciddi anlamda kısaltacak ve bir yandan da güvenliği sağlayacak.

VİZELER SORUNLARI BÜYÜTÜYOR

Vizelerin sektöre maliyeti yıllık 7 milyon euroyu buluyor. Para iş ve zaman kaybına neden olan vizeler nedeniyle sektörün performansı düşüyor. TIR sürücüleri için yılda ortalama 55 bin adet Schengen vizesi temin ediliyor. Her vize için 20 farklı evrak isteniyor. Vize sürelerindeki yetersizlik nedeniyle sürücüler yılın 1 ayı çalışamıyorlar.

Vize sorunlarına bir yenisi daha eklendi. Sektör davetiye şartının kaldırılmasını beklerken Almanya Büyükelçiliği başlattığı uygulama ile TIR şoförü vize başvurularında CMR’nin yanı sıra Almanya’daki alıcı tarafından teyit yazısı/davetiye gönderilmesini talep ediyor.

Dünya Bankası tarafından yapılan AB-Türkiye Gümrük Birliği Değerlendirme Raporunda vize alım zorlukları ve AB’deki Schengen Kalış Süresi (180/90 gün) kısıtlamalarının Gümrük Birliği işleyişine zarar verdiği belirtiliyor. Türk şoförlerine Schengen’in ilk yıllarında konulan 90 günlük kalış süresi artık yeterli gelmiyor. Bunun nedeni, Schengen bölgesinin, 1995 yılında 1.204.000 km² alanı kapsarken, günümüzde 4.312.000 km² alanı kapsayacak şekilde genişlemesi.

BOŞ DÖNÜŞ SAYILARI MALİYETLERİ ARTIRDI

Boş dönüşler nakliyeciler için hiçbir dönemde bu kadar sorun olmamıştı. Kur artışından sonra ihracattaki hızlı yükseliş, ithalattaki hızlı düşüş ticaret dengesini değiştirince her 100 araçtan 70’i boş dönmek zorunda kaldı. Geçen yılın ilk 10 ay toplamında Avrupa’dan 40 bin araç boş dönüş yapmıştı. Bu yılın aynı döneminde boş dönen araç sayısı 70 bine yükseldi. İlk 10 ay toplamında Türk araçları boş giriş sayılarını yüzde 6 düşürmesine karşın yabancı araçlar yüzde 34 oranında boş girişlerini artırdılar. Boş dönüşlerin en büyük sonucu artan maliyetler oldu.

Türk araçlarının aylık olarak ülkelere göre boş dönüş sayıları şöyle:

Avrupa: 6.700

Irak ve Suriye: 45.000

Azerbaycan ve Gürcistan: 12.000

İran: 1.700

Rusya: 400

Toplam: 70.000

SÜRÜCÜ SORUNLARI ÇALIŞMA HAYATINI BOZUYOR

Nakliyeciler çalıştırmak için sürücü bulamadıklarını, gençlerin artık bu mesleğe ilgi göstermediklerini söylüyorlar. Sürücüler ise zorlu çalışma koşulları ve aldıkları ücretlerden yakınıyorlar. Yaşanan şoför davaları da firmaları sürücülerle karşı karşıya getirince, sektör için riskler bir hayli arttı. 150 bin Euro değerindeki aracı, içindeki 100 bin Euro tutarındaki yükle taşıyan sürücüler ve bunu emanet eden nakliyeci arasındaki ilişkinin sağlıklı bir zemine oturması gerekiyor. 25 Ekim 2017 tarihinde yürürlüğe giren ve iş davalarında arabuluculuk uygulamasını zorunlu hale getiren İş Mahkemeleri Kanunu sürücü davaları için bir çözüm olabilir.

Sektöre profesyonel sürücü yetiştiren bir kurumun olmaması sektörün en büyük açıklarından biri.

KOMŞU İLE TİCARET ZAYIF

Türkiye’nin komşu ülkelerle yaşadığı sorunlar ülkeler arasındaki ticaretin azalması ile sonuçlandı. Rusya, Irak, Suriye, İran ile yaşanan ve farklı nedenlere dayanan sorunların en büyük etkisini ihracatçılar ve nakliyeciler gördü. Özellikle Gaziantep, Hatay, Antalya, Kayseri, Mersin gibi illerdeki nakliyecilerin 2018 yılında oldukça zorlandığı görüldü.

SEKTÖRÜN 13 ÇÖZÜM ÖNERİSİ VAR

Yaşan sorunların çözülmesi için nakliyecilerin birçok isteği var. UND tarafından 13 çözüm önerisi belirlendi:

Taraflar arasında eşit şartlarda, transit ve lojistik imkanlarının yaratılması,

Ülkelerarasında ve bölgede katılımcı lojistik konularında ortak işbirliklerinin sağlanması,

İkili ve Transit Taşımacılık maliyetlerinin azaltılması

Taraflar arasında yapılacak işbirlikleri ile Uluslararası Taşımacılık konularında farklı yaklaşımların geliştirilmesi,

Gümrüklerde “İlk Giren İlk Çıkar” kuralının standartlaştırılması

Karayolu geçiş ücretlerinin kaldırılması

Gümrük işlemlerinin kolaylaştırılması amacıyla Ortak Kapı, Tek durak, Yeşil Hat ve Tek Pencere projelerinin uygulamaya konulması

Ağırlık ve boyut kontrollerinin ve mevzuatlarının uyumlaştırılmasının sağlanması

Tonaj uygulamalarının standartlaştırılması

Bölge ülkelerinde ADR uygulamalarının standartlaştırılması

Uluslararası konvansiyonlara taraf olunması

Sigorta prosedürlerinin standartlaştırılması

Araç, sürücü ve nakliye şirketlerinin faaliyetlerinin kolaylaştırılması.

SEKTÖR BU KONULARDA ACİL DESTEK BEKLİYOR

Sektörün acil çözüm beklediği konular var. İhracatı taşıyan bu sektörün yaralarına pansuman olacak çözüm desteklerden geçiyor. Nakliyeciler de devletten destek talep ediyorlar. Motorlu Taşıtlar Vergisi’nin indirilmesi, trafik sigortalarının birleştirilmesi ve ücretlerinin düşürülmesi gibi gider azaltıcı desteklerin yanı sıra; SGK teşviki, nakliye sektörüne KGF kredisi verilmesi gibi farklı uygulamalar da bekleniyor.

ZORLUKLAR VARSA FIRSATLAR DA VAR

DEĞİŞEN TİCARETİN TRANSİT ÜLKESİ TÜRKİYE OLABİLİR

Evet sektörün önünde sıralanmış çok sayıda sorun var. Ancak fırsatlar da yok değil. Bu fırsatlar dünya ticaretindeki eksen kaymasıyla daha görünür oldu. Üretim ve tüketim noktaları arasındaki mal akışının değişmesiyle dünya üzerinde yeni ticaret koridorları oluştu. Çin’in başını çektiği bu yeni ticaret sistemi ve koridorunda Türkiye önemli bir konumda yer alıyor. Yeni İpek Yolu güzergahı olan Tek Kuşak Tek Yol girişiminde orta koridorda bulunan Türkiye’nin bu avantajını iyi kullanması için altyapısını tamamlaması gerekiyor. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattının tamamlanması bu anlamda önemli, hat boğaz geçişinin tamamlanmasıyla Avrupa’ya kadar ulaştığında önemli bir altyapı kurulmuş olacak. Türkiye’de Kuzey-Güney otoyolunun da devreye girmesi de lojistik sektörünün elini güçlendirecektir.

Türkiye, Doğu-Batı ve Güney-Kuzey hattında, dünya ticaretinin yüzde 50’sinin geçtiği güzergahta kesintisiz ve uygun lokasyon sunuyor. Türkiye’nin karayoluyla ulaşabildiği, Avrupa, Rusya, Orta Doğu, Kuzey Afrika, Orta Asya ve Kafkaslar’ın toplam Gayri Safi Milli Hasılası 25 trilyon doların üzerinde. Bu bölgede üretilen ticaretin parasal olarak karşılığı ise 8 trilyon dolar değerinde. Yani bu bölgede gerçekleşen lojistik pazarın büyüklüğü 1,5 trilyon dolar. Türkiye bu ticaretten ve lojistik hizmetten alacağı payı artırmanın yollarını bulmalıdır. Böyle devasa bir pazarın ortasında yer alan bir ülkenin transit ülke konumunu elde etmesinden daha doğal bir hedef yoktur.

İKİ ÜLKE: ÇİN VE RUSYA

Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin ve 12. ekonomisi Rusya, Türkiye için önemli fırsatlar sunuyor.

Çin, 12 trilyon doların üzerindeki ekonomisini büyütmek için uluslararası ticarette rekabet gücünü artıracak çözümler geliştiriyor. Yeni ticaret yolları kuran Çin, Avrupa ve Afrika’ya yeni yollar inşa ediyor. Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı ve Çin ile imzalan Karayolu Taşımacılığı Anlaşması Türkiye için kritik öneme sahip. İki ülke arasında imzalanan karayolu anlaşmasında belirlenen geçiş belge kotalarının kullanılabilmesi için anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisinden onaylanarak geçmesi gerekiyor.

Dünyanın en büyük ihracatçısı Çin'in dolar bazında ihracatı geçen yıl yüzde 7,9 artarak 2 trilyon 260 milyar dolara, ithalatı da yüzde 15,9 yükselerek 1 trilyon 840 milyar dolara ulaştı. Çin’in ihracat taşımalarının yüzde 95’i denizyolu ile taşınıyor. Karayolunun payı ise yüzde 3 (68 milyar Dolar) civarında. Önceki yıllarda karayolu anlaşmalarının olmadığı ve yüklerin çok daha uzun sürelerde denizyolu ile gönderildiği düşünüldüğünde, Karayolu opsiyonu ile Çin ile ülkemiz arasındaki ihracat ve ithalat taşımalarının çok daha kısa sürelerde yapılabilecek ve hem sektörümüz hem de ülke ekonomimiz kazanacak.

Türk nakliyecisi Rusya ile olan ticaretin hızlanmasını bekliyor. Türkiye ile Rusya arasında 100 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşılması hedefleniyor ve bu en yetkili ağızlardan dile getiriliyor.

19 Kasım’da gerçekleşen TürkAkım projesi töreninde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bir araya geldi. Erdoğan burada yaptığı konuşmada iki devlet arasındaki ticaret hacminin 100 milyar dolar olduğunu dile getirdi. Putin ise "Çin ile başardık Türkiye ile neden olmasın" diyerek Türkiye ticaretine yeşil ışık yaktı.

YÜKSELEN YILDIZ AFRİKA

Türkiye ihracatını artırmak için yeni pazarlar arayışını sürdürürken en dikkat çekici ülkeler ise Sahra Altı Afrika’da yer alıyor. Ama bu bölgelere ulaşmak çok kolay değil. Ulaştırma altyapıları yetersiz olan bu ülkelerin birbiriyle bağlantıları güçlü değil. Türkiye ise bir şekilde bu ülkelere ulaşmak istiyor. Tabi bunun ilk yolu, sağlıklı ve sorunsuz bir ulaşım koridoru oluşturmak. Üzerinde çalışılan taşıma şekli ise Ro-Ro ve karayolu bağlantısı. Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı önderliğinde oluşturulan komite bunun için çalışmalar yürütüyor. Komite yaptığı ilk toplantıda bölgenin önemli olduğu ve hangi yolların kullanılabileceği noktasında çalışma kararı aldı. TİM Ro-Ro taşımacılığın yollarını arıyor.

Afrika ülkeleri ile ticaretin geliştirilmesi için 2007’de başlayan çalışmalar kısmen sonuç vermeye başladı. Birçok Türk firması bölgeye ihracat yapmaya başladı. Ancak bu oran çok zayıf. Türkiye daha çok Kuzey Afrika ülkelerine ihracat yapıyor. Sahra Altı Afrika ülkelerine yapılan ihracat Afrika’ya yapılan ihracatın sadece yüzde 17’sini oluşturuyor.

DÜNYA TİCARETİ E-TİCARET İLE BÜYÜYOR

Dünya ticareti hızlı bir dönüşüm yaşıyor. Bu dönüşümün en büyük sebebi ise e-ticaretin hızlı yükselişi. Birçok şirket kurdukları ağlarla perakende alanındaki ürünlerini dünyanın her noktasına ulaştırıyor. Global istatistiklere göre şu anda dünyada 1 milyar 610 milyon e-ticaret kullanıcısı var.

Dünyada e-ticaret hızlı yükselişini sürdürürken, Türkiye’de e-ticaretin toplam perakendeden aldığı pay henüz yüzde 3.5 seviyesinde. Dünya ortalaması ise yüzde 8.5’a ulaştı. Haberleşme ve özellikle de taşımacılık alanında tüm modları bir arada geliştiren Çin, ABD, İngiltere, Japonya ve Almanya dünyanın en gelişmiş e-ticaret sektörüne sahip ülkeleri. Türkiye’nin İnternet altyapısı ile birlikte taşımacılık altyapısını da geliştirmesi gerekiyor.

KPMG Türkiye’nin yaptığı araştırmaya göre E-ihracatın pazar değerinin 2020 yılında 3,4 trilyon dolara çıkacağı öngörülüyor. E-ihracat tüketici nüfusunun ise 2020 yılında 2 milyara ulaşarak toplam dünya nüfusunun neredeyse yüzde 30’unu oluşturması bekleniyor.

Business.com‘a göre dünyadaki en büyük 10 e-ticaret pazarının toplam büyüklüğü:

Çin: 672 milyar dolar

ABD: 340 milyar dolaR

İngiltere: 99 milyar dolar

Japonya: 79 milyar dolar

Almanya: 73 milyar dolar

Fransa: 43 milyar dolar

Güney Kore: 37 milyar dolar

Kanada: 30 milyar dolar

Rusya: 20 milyar dolar

Brezilya: 19 milyar dolar

BLOCAKCHAIN İLE SEKTÖR ŞEFFAFLAŞIYOR

Blockchain sayesinde her çeşit lojistik ve tedarik zinciri işlemi güvenli ve şeffaf bir şekilde takip edilebilecek. Bir ürün ne zaman el değiştirse dokümente edilip, ürünün üretiminden satışına kadar bütün geçmişinin kalıcı bir dosyası oluşturulacak. Bu da ilave maliyetleri, insan hatalarını ve gecikmeleri ciddi bir şekilde azaltacak.

Bir ürünün tedarik zincirindeki bütün yolculuğunun takip edilip kayıt altına alınması, nerelere uğradığının ve aslen nereden geldiğinin bilinmesi, günümüz tedarik zincirinin en büyük problemlerinden biri olan güven eksikliğini ortadan kaldıracaktır. Sürecin bu kadar şeffaf ilerlemesi sadece müşterilerin değil aynı zaman da üreticilerin de büyük faydasına olacaktır. Bu şeffaflık sayesinde üreticilerin yaptıkları satışlardaki iptal ve iade oranları da ciddi oranda azalacaktır.

Blockchain teknolojisi sayesinde ürünün miktarı, nasıl transfer edildiği, tedarik zinciri aşamalarında hangi noktalardan geçtiği kayıt altına alınacak. Siparişler, sipariş değişiklikleri, sevkiyat bildirimleri gibi ticari dökümanlar çok daha şeffaf bir şekilde takip edilebilecek. Ürünlerin sertifikasyonları, örneğin bir gıda ürünün organik olup olmadığının tespiti, daha sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilebilecek.

Fakat her yeni teknolojinin en büyük sorunu olan kabullenme Blockchain için de geçerli. Yapılan araştırmalarda lojistik ve tedarik zinciri alanlarında çalışan orta seviye yöneticilerin Blockchain uygulamaları noktasında tereddüt sahibi ve teknolojinin kullanılması konusunda motive olmadıkları ortaya çıktı. Blockchain teknolojisinin lojistik ve tedarik zincirinde yaygınlaşmasının önündeki en büyük engelin bu olduğu kanaatindeyim. Çünkü bu tür global sektörlerde bir uygulama, paydaşların onu kabullenmesi ve daha yaygın bir şekilde kullanılması ile güç kazanıp sektördeki yerini güçlendirebilir.

SEKTÖR SUNULAN DESTEKLERİ KULLANMALI

TÜRK EXIMBANK DESTEĞİ

Türk Eximbank bu yıl ihracatçılara 44 milyar dolar destek sağlamış olacak. Bu miktarın içinde lojistik firmalarına verilen destek miktarı ize 2.3 milyar dolar. Sektörün desteklerin artırılması ve kolaylaştırılması için 7 önemli talebi var.

1- Mal imalatçılarına sağlanan 7 yıla varan uzun vadeli Yatırım / İşletme Kredileri bulunmakta olup, Nakliye firmalarının yapacakları yatırımlar ile TIR ve treyler alımlarında bu ve benzeri uzun vadeli Yatırım/İşletme Kredilerinden faydalanmasının sağlanması,

2- Uluslararası nakliye firmalarının varlıkları TIR olup, Eximbank kredilerinden faydalanabilmek için TIR’ların doğrudan Eximbank’a teminat olarak gösterilebilmesi,

3- Uluslararası Nakliyat ve Pazarlama Kredisi TL olarak 2 taksit ve vadenin 360 gün olması sektördeki tahsilat süreleri ile uyum sağlamamaktadır. TL bazlı kredilerde vadenin uzatılması talep edilmektedir.

4- Güneydoğu bölgesinde civar ülkelerde yaşanan politik ve sosyal gelişmeler sebebiyle teminat değerlerinin çok düşük verilmesi bölgede faaliyet gösteren hizmet ihracatçılarını zor duruma düşürmekte olup, teminat değerlerinin uygun hale getirilmesinin sağlanması,

5- CIF/CF kapsamında mal ihracı yapan firmalar mal bedeli ihracatlarını ihracat taahhüdüne sayılırken, yurtdışından kendilerine ödenen navlun bedelleri ihracat için kullanılmamaktadır. Yurtiçine kesilen CIF /CF faturalar ihracat taahhüdüne sayılması, uluslararası nakliye yapan lojistik firmalarının ihracat bedelleri olarak değerlendirilmesi,

6- CIF olarak Yurtiçi alıcıya faturalanmış navlun bedellerinin Türk Eximbank SSRK kapsamında değerlendirilebilmesi,

7-Faturalarda ve diğer belgeler ile tevsik edilebildiği şekliyle yurtdışı navlun faturaları için müşteri ile sözleşme zorunluluğunun kaldırılması ve bu kapsamda VRHİB olmaması durumunda sözleşme aranmaması.

TURQUALITY

Dünyada ilk kez uygulanan, devlet destekli markalaşma programı Turquality’nin kapısı lojistikçilere de açıldı. Turquality ile; başta tanıtım, yurt dışı birim kira ve dekorasyon, danışmanlık harcamaları olmak üzere destek alınabiliyor. Ayrıca yurt dışı marka tescili, uluslararası belge ve izinler, pazar araştırması gibi kalemlerde de destek sağlanıyor. Turquality finansal desteğin yanı sıra firmaların uluslararası ölçekte kurumsal altyapısını ve yurt dışı büyümesini teşvik ediyor.

Ancak lojistik sektörünün yaptığı başvuru sayısı hala çok az. Taşımacılık sektöründe faaliyet gösteren toplam 11 firma programa katıldı. Bu firmalar; Atlasglobal, BGL Barsan Global Lojistik, Çelebi, Ekol Lojistik, Havaş, Kıta Logistics, Logitrans, Pegasus Airlines, Sertrans, Turkish Airlines ve U.N. Ro-Ro. Karayolu taşımacılığı hizmeti veren toplam 5 firma (3’ü marka destek, 2’si tam destek) program kapsamında bulunuyor.

Turquality ülkemizin rekabet avantajını elinde bulundurduğu ve markalaşma potansiyeli olan ürün gruplarına sahip firmalarımızın, üretimlerinden pazarlamalarına, satışlarından satış sonrası hizmetlerine kadar bütün süreçleri kapsayacak şekilde yönetsel bilgi birikimi, kurumsallaşma ve gelişimlerini sağlayarak uluslararası pazarlarda kendi markalarıyla global bir oyuncu olabilmeleri ve söz konusu markalar aracılığıyla olumlu Türk malı imajının oluşturulması ve yerleştirilmesi amacıyla oluşturulmuş devlet destekli ilk ve tek markalaşma programı.

Güncelleme Tarihi: 31 Aralık 2018, 12:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner91

banner71