LojiDer'in 2'inci Genel Kurulu'nda konuşan İTO Başkanı Şekib Avdagiç, uluslararası taşımacılık yapan Türk lojistik firmalarının ve sürücülerin Avrupa kapılarında yaşadığı vize çilesini gündeme taşıdı. Avrupa Birliği nezdinde konunun çözümü için diplomatik temasların sürdüğünü belirten Avdagiç, Schengen sınırlarının genişlemesiyle birlikte krizin daha da derinleştiğini vurguladı.
"Polonya Gibi Ülkeler Sektörel Vize Kolaylığına Karşı Çıkıyor"
Vize almanın başlı başına büyük bir sıkıntı olduğunu, ancak vize alındıktan sonra da gün sınırlaması nedeniyle sürücülerin mağdur edildiğini belirten Avdagiç, şu değerlendirmelerde bulundu: "Schengen sınırları artık genişledi. Eskiden en azından Macaristan'dan sonra Schengen başlıyordu ve sürücülerimizin günleri kullanma konusunda bir avantajı vardı. Şimdi sayaç çok daha erken ve hızlı çalışmaya başlıyor. Binbir zorlukla alınan vizelerde, sürücülerin Avrupa'da kalabileceği günler hızla eriyor. Gününü dolduran sürücü maalesef sefere çıkamıyor. Bu durumu AB muhataplarımıza sürekli iletiyoruz ancak karşımızda başta Polonya olmak üzere lojistikte güçlü olan devletlerin ciddi bir direnci var. Türkiye'nin önünün açılmasının kendi pazar paylarını ve hacimlerini daraltacağından korkuyorlar. Bu nedenle Schengen kurallarının 'sektörel bazda' esnetilmesine kesinlikle karşı çıkıyorlar. Fakat biz bu konudaki mücadelemize devam edeceğiz."

"Yeşil Pasaport Adaletsizliğine Karşı Birlikte Hareket Etmeliyiz"
Konuşmasında yeşil pasaport dağıtımındaki adaletsizliğe de geniş yer ayıran ve lojistik sektörünün hakkının yendiğini ifade eden Avdagiç, parlamentodaki lobilere karşı sektörün birleşmesi gerektiğini söyledi.
Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü: "Türkiye'deki bazı meslek gruplarında 15 seneyi dolduranlar sadece kendileri için değil, eşleri ve çocukları için de yeşil pasaport alabiliyor. Ancak Türkiye'nin 600 milyar dolarlık mal ithalatını ve ihracatını sırtlayan, ekonominin temel taşlarını oluşturan bir sektörün, en azından belli bir kontenjan ve kapasite dahilinde bu haktan mahrum bırakılması asla adaletli ve doğru değildir. Bu mesele sadece İTO'nun veya bir başka kurumun tek başına söylemesiyle çözülmez. Sizler bahsettiğim meslek gruplarının hangileri olduğunu gayet iyi biliyorsunuz. Onlarla ilgili bir konu parlamentoya geldiğinde, tüm partilerdeki o meslek mensupları inanılmaz bir dayanışma sergileyip direnç gösteriyorlar. Bizim de ekonomiye can verenler olarak ortak sesimizi çok daha etkili ve gür duyurmamız gerekiyor. Bunu başarırsak, kademe kademe de olsa netice alacağımıza eminim."



