Busworld Türkiye Fuarı’nda değerlendirmelerde bulunan Dönmezoğlu, özellikle ticari araç filolarında kullanılan yapay zeka destekli sürücü güvenliği sistemlerinde doğruluk oranlarının kritik önem taşıdığına dikkat çekti.
“Yapay zekanın değeri ürettiği veri kadar değil, ürettiği verinin doğruluğu kadar önemlidir” diyen Dönmezoğlu, düşük doğruluk oranlarıyla çalışan sistemlerin sürücüler, filo yöneticileri ve işletmeler arasında güven kaybına neden olabildiğini belirtti.
“Bir sistem sürücünün sigara içmediği halde sigara içtiğini, uykulu olmadığı halde dikkat dağınıklığı yaşadığını bildiriyorsa, sürücü kısa sürede bu uyarıları dikkate almamaya başlar. Aynı şekilde yönetime giden hatalı raporlar da başarılı sürücülerin performansının yanlış değerlendirilmesine neden olabilir. Güvenlik teknolojilerinin temel amacı güven oluşturmaktır; güven kaybı oluşturmak değil.”
“Yüzde 10’luk hata sahada çok daha büyük sonuçlar doğuruyor”
Mobilite sektöründe hata toleransının son derece düşük olduğunu vurgulayan Dönmezoğlu, teorik olarak yüksek görünen başarı oranlarının bile sahada ciddi sorunlar yaratabildiğini ifade etti.
“Bir yapay zeka sisteminin yüzde 90 başarı oranına sahip olması ilk bakışta yeterli gibi görünebilir. Ancak kalan yüzde 10’luk hata, binlerce sürücünün görev yaptığı büyük filolarda çok ciddi operasyonel sonuçlar doğurabilir. Bu nedenle yapay zeka projelerinde asıl hedef yalnızca çalışır bir sistem kurmak değil, güvenilir ve sürdürülebilir bir sistem kurmaktır.”
“Araçlara monte edilen her ekipman otomotiv güvenlik standartlarına uygun olmalı”
Araçlara sonradan monte edilen kamera, kayıt cihazı, sensör ve benzeri tüm ekipmanların otomotiv sektörünün teknik standartlarına uygun olması gerektiğini belirten Dönmezoğlu, güvenlik risklerinin yalnızca yazılım tarafında değil, donanım tarafında da ortaya çıkabileceğini söyledi.
“Bir aracın üzerine monte edilen cihazın kendisi kadar kullanılan bağlantı elemanları ve kablolama altyapısı da önemlidir. UNECE R10, R151, R155 ve R159 gibi uluslararası standartlar, araç üzerindeki elektronik sistemlerin güvenli şekilde çalışmasını sağlamak için oluşturulmuştur. Ayrıca araçlara yapılan tüm uygulamaların Araçların İmal, Tadil ve Montaj Yönetmeliği ile uyumlu olması gerekir. Standartlara uygun olmayan ekipmanlar, ABS, ESP, AEBS gibi araç üzerindeki kritik sistemleri etkileyerek güvenlik riskleri oluşturabilir.” Taşıtlar garanti kapsamından çıkabilir, yaşanan kazalar sonrasında kasko ödemesi alınması mümkün olmayabilir.
“En büyük risk, araçların donanım ve veri çöplüğüne dönüşmesi”
Teknoloji yatırımlarının ihtiyaç analizi yapılmadan gerçekleştirilmesinin sektörde önemli bir risk oluşturduğunu ifade eden Dönmezoğlu, işletmelerin gerçek fayda sağlayan çözümlere yönelmesi gerektiğini söyledi.
“Bugün birçok filo, farklı tedarikçilerden alınan çok sayıda cihaz ve yazılımla çalışıyor. Ancak her yeni cihaz işletmeye değer katmıyor. Türkiye’nin önündeki en büyük risklerden biri, araçların kullanılmayan sistemler nedeniyle birer donanım ve veri çöplüğüne dönüşmesidir. Önemli olan daha fazla teknoloji kullanmak değil, doğru teknolojiyi doğru amaç için kullanmaktır.”
“Sadece raporlama değil, kazaları önlemeye yönelik müdahale”
Dönmezoğlu, yeni nesil filo yönetim sistemlerinin yalnızca veri toplamakla kalmaması gerektiğini belirterek, gerçek zamanlı izleme ve müdahale kabiliyetlerinin önem kazandığını söyledi.
“Bir sürücünün dikkat kaybı yaşadığı veya uyku riski taşıdığı tespit edildiğinde, olayın yalnızca raporlanması yeterli değildir. Önemli olan, risk oluştuğu anda gerekli aksiyonun alınabilmesidir. Teknolojinin gerçek değeri, olay gerçekleştikten sonra rapor üretmek değil, olay gerçekleşmeden önce önlem alabilmektir.”
Aftermarket pazarında faaliyet gösteren şirketlerin bu noktada önemli bir rol üstlendiğini ifade eden Dönmezoğlu, araç üreticilerinin sunduğu standart güvenlik sistemlerini tamamlayan “terzi işi” çözümlerle filoların operasyonel ihtiyaçlarına cevap verdiklerini belirtti.
“Ulaştırma sektörünün geleceği daha fazla cihaz kurmakta değil; sürücüleri, araçları ve işletmeleri aynı güvenlik ekosistemi içinde buluşturabilmektedir. Yapay zekanın gerçek başarısı da burada ortaya çıkacaktır.”

Türkiye Sigorta ile Vizyon Sıfır yaklaşımı
Dönmezoğlu, fuarda da tanıtımı yapılan, Türkiye Sigorta ve Mobilbil iş birliği kapsamında hayata geçirilen Güvenli Sürüşü destekleyen donanımları taşıtlarında kullanan firmaların taşıtlarının kasko bedellerinde %15 indirim yapılması uygulamasının yalnızca bir sigorta kampanyası olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu çalışmaların trafik güvenliği kültürünün yaygınlaştırılması açısından önemli bir adım olduğunu söyledi.
“Vizyon Sıfır yaklaşımının temel hedefi, trafik kaynaklı ölümleri ve ağır yaralanmaları önlenebilir olaylar olarak kabul etmektir. Teknolojiyi de bu hedefe ulaşmak için kullanıyoruz” diyen Dönmezoğlu, yapay zeka destekli güvenli sürüş sistemlerinin sürücü güvenliği, yakıt verimliliği, operasyonel performans ve risk yönetimi alanlarında önemli faydalar sağladığını ifade etti.
Dönmezoğlu, güvenli sürüşü teşvik eden bu tür iş birliklerinin yaygınlaşmasının hem sigortacılık sektörüne hem de Türkiye'nin trafik güvenliği hedeflerine önemli katkılar sağlayacağını sözlerine ekledi.





