Rusya ve Ukrayna arasındaki gerilimin dün akşam itibariyle daha da yükselmiş olması, tüm sektörlerde olduğu gibi Türk lojistik sektöründe de endişe yarattı. Her ne kadar henüz Ukrayna-Rusya sınırları aktif olarak açık ve geçişler normal olarak devam etse de Lugansk ve Donets yerel yönetimlerinin Rusya’ya katılma kararı alması, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bu kararları kabul etmesi ve kararnameleri imzalaması bölgedeki olası savaş ihtimalinin tekrar altını çizdi.

Bunun yanı sıra Türkiye Dış İşleri Bakanlığı yayınladığı bildiri ile Rusya’nın kararnamesini tanımadığını açıkladı. Açıklamada, Rusya’nın tutumunun Minsk Anlaşması hususlarına tamamen aykırı olduğu ve Rusya’nın anlaşmadan terki anlamına geleceği de belirtildi.

Rusya ile 2021 yılında 27 milyar dolarlık dış ticaret hacmine sahip olan Türkiye, özellikle sivil savunmada iş birliği yaptığı Ukrayna ile de 6 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmine sahiptir. Ülkemizin her iki ülkeyle olan siyasi ve ticari ilişkilerinin nasıl etkileneceği önümüzdeki günlerde daha da netleşecektir. Ancak mevcut durumu lojistik sektörü özelinde değerlendirdiğimizde öncelikle iki konuyu gündeme getirmekte yarar bulunmaktadır. Bunlardan ilki ülkemizin ciddi anlamda dünya çapında fark yarattığı ‘Sivil Savunma Lojistiği’nin durumudur. Bu ve benzeri gerginlikler, olası savaş ihtimali ülkemize hizmet sektörü anlamında gerçekten zarar verebilir.

Diğer konu ise bu gerginliğin savaşa dönüşmesi durumunda alternatif güzergahların ivedilikle belirlenmesi, mevcut rotalardaki geçişler için gerekli önlemlerin alınmasıdır. Gürcistan’nın Verhniy Lars Kapısı ve Azerbaycan Derbent Kapısı alternatif güzergahlar olarak öne çıksa uzun vadede sorun yaşanacaktır. Çünkü her iki kapı da yük trafiğinin bu yöne kayması durumunda hem teknolojik altyapı hem de araç beklemeleri için yetersiz kalacaklardır.

Rusya ile ticaret hacmimizin yaklaşık yüzde 60-65 kadarının Ukrayna üzerinden sağlandığını göz önüne aldığımızda bu iki kapıda çok ciddi birikmelerin yaşanması olasıdır. Burada kapı geçişlerinin ve transit sürelerin en az 10 gün kadar uzaması söz konusu olabilir. Navlunların da bu sıkıntılardan dolayı yüzde 40-50 oranında yükselmesi olasılığını da göz ardı etmemekte fayda olacaktır.

Başka bir alternatif ise Rusya ile Türkiye arasında uzun süredir gündemde olan Ro-Ro seferleri olabilir. Türkiye-Rusya arasında bir Ro-Ro seferi prensipte gayet makuldür, aynı zamanda hem Gürcistan hem de Azerbaycan geçişlerinde çok daha uygun olacaktır

Nakliye süresi uzayınca Çin yerine Türkiye'ye yöneliyorlar Nakliye süresi uzayınca Çin yerine Türkiye'ye yöneliyorlar

Ancak Rusya kendi limanlarını, konteyner elleçleme alanları olarak tanımlamakta ve TIR’lara da konteyner lokal masrafları uygulamak istemektedir. Geçtiğimiz yıllarda Rusya ve Türkiye arasında bu yönde görüşmeler yapılmış; Rusya sadece Ro-Ro seferleri yapılacak uygun liman göstermemiş, önerilen limanların konteyner

sahaları ile ortak olması ve tahsis edilecek alanların darlığı neticesinde Ro-Ro projesi hayata geçirilememiştir. Normal bir dönemde bile Ro-Ro seferlerine sıcak bakmayan Rusya’nın Karadeniz’de yaşanacak olası bir savaşta limanlarını ticarete ne kadar açacağı ise başka bir soru işareti olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu noktada olası son alternatif ise Belarus ve Polonya’nın HUB olarak kullanılması olabilir. Bu aktarmalı model çok daha zor ve maliyetli olmasına rağmen sürdürülebilir lojistik hizmetler için ön plana çıkmaktadır.