DKV Mobility Türkiye Ülke Müdürü Deniz Çokcoş Sezer, transmedya’ya DKV Mobility Türkiye’nin 2026 yılının ilk yarısındaki performansını değerlendirerek sorularımızı yanıtladı.
DKV Mobility Türkiye, 2026 yılının ilk yarısında Türkiye’deki hizmetlerini çeşitlendirerek faaliyet alanını genişletti. Uzun yıllardır uluslararası karayolu taşımacılığı yapan firmaların Avrupa’daki yakıt, geçiş ücreti, vergi iadesi ve diğer yol giderlerini yönetmelerine destek veren şirket, son dönemde bu deneyimini Türkiye’de faaliyet gösteren ticari filolara da sunmaya başladı.
DKV Mobility Türkiye, Türkiye’de faaliyet gösteren ticari filolara da sunmaya başladı
Türkiye genelinde 3 bine yakın istasyonda indirimli yakıt, esnek vade seçenekleri ve HGS işlemlerinin tek fatura altında yönetilmesi gibi avantajları devreye aldıklarını belirten DKV Mobility Türkiye Ülke Müdürü Deniz Çokcoş Sezer, şirketin artık yalnızca uluslararası nakliye şirketlerine değil, farklı sektörlerde faaliyet gösteren şirket filolarına da ulaştığını ifade etti. Sezer, 2026’nın ilk yarısını DKV Mobility’nin Türkiye’de yakıt kartı hizmetinin ötesine geçerek bütünleşik bir mobilite hizmetleri platformu olarak konumunu güçlendirdiği bir dönem olarak değerlendirdiklerini söyledi.
Taşıma sayılarındaki düşüş verimlilik ihtiyacını artırdı
Uluslararası karayolu taşımacılığı sektöründe ihracat taşıma sayılarının yılın ilk altı ayında yüzde 7 azalmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Sezer, ihracatın parasal değeri ile taşıma sayısının her zaman aynı yönde hareket etmeyebildiğine dikkat çekti. Bununla birlikte sefer sayısındaki azalmanın araç kullanımından yakıt tüketimine, geçiş işlemlerinden operasyonel gelirlere kadar sektörün birçok alanında baskı yarattığını vurguladı.
Sezer, sahada en fazla gözlemledikleri değişimin firmaların her bir seferin toplam maliyetini çok daha ayrıntılı biçimde hesaplamaya başlaması olduğunu belirtti. Taşımacıların yalnızca yakıtın litre fiyatına değil; güzergâh, geçiş ücretleri, bekleme süreleri, boş kilometreler, ödeme vadeleri ve alınabilecek vergi iadeleriyle birlikte toplam maliyete odaklandığını söyleyen Sezer, bu nedenle rota planlama, işlem analizi, fiyat karşılaştırma ve maliyetleri tek merkezden izleme gibi hizmetlere duyulan ihtiyacın arttığını kaydetti.
DKV Mobility’nin firmaların daha az kaynak kullanarak daha verimli seferler yapabilmesini desteklediğini ifade eden Sezer, taşıma adetlerinin gerilediği dönemlerde verimlilik ihtiyacının çok daha kritik hale geldiğini ve bu yaklaşımın sürdürülebilirliği de desteklediğini söyledi.
Finansal kolaylık operasyonel hizmetin parçası oldu
Artan maliyetlerin taşımacılık şirketlerinin kâr marjları üzerindeki baskısını artırdığını belirten Sezer, akaryakıt, otoyol geçişleri, finansman, bakım ve personel giderlerindeki yükseliş nedeniyle firmaların temel beklentisinin yalnızca daha uygun fiyat değil, aynı zamanda nakit akışlarını daha öngörülebilir biçimde yönetebilmek olduğunu söyledi.
DKV Mobility’nin farklı müşteri ihtiyaçlarına göre esnek vade seçenekleri sunduğunu belirten Sezer, firmaların yakıt ve yol giderlerini anlık ödeme baskısı altında kalmadan kendi bütçe ve tahsilat döngülerine uygun şekilde planlayabildiğini ifade etti. Türkiye genelindeki anlaşmalı istasyonlarda sunulan esnek vadeli ve indirimli yakıt koşullarının da filoların en önemli maliyet kalemlerinden birinde tasarruf sağlamasına yardımcı olduğu belirtildi.
Şirketin HGS işlemlerini tek bir fatura altında topladığını aktaran Sezer, bu yapının köprü ve otoyol giderlerinin daha şeffaf izlenmesini sağladığını, firmalara söz konusu giderleri doğrudan giderleştirme ve ilgili koşullar çerçevesinde KDV’den mahsup etme imkânı sunduğunu belirtti. Uluslararası taşımacılık yapan müşterilere ise yurt dışında ödenen KDV’nin ve uygun ülkelerdeki akaryakıt vergilerinin iadesine ilişkin süreçlerde destek veriliyor. Net faturalama çözümüyle, gerekli belgeler tamamlandıktan sonra yurt dışı KDV tutarının aynı DKV Mobility faturası üzerinden düşülebildiği ve bunun firmalara likidite avantajı sağladığı ifade edildi.
Sezer, mevcut ekonomik koşullarda müşterilerin özellikle vade, indirimli yakıt, vergi iadesi ve tek fatura çözümlerine ilgisinin güçlendiğini belirterek, finansal kolaylığın filolar açısından operasyonel hizmetin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini söyledi.
Türkiye’den yakıt alım eğilimi güçleniyor
Avrupa yönünde çalışan firmaların yurt dışındaki akaryakıt fiyatlarının yüksek olması nedeniyle Türkiye’den yakıt almayı tercih ettiğini belirten Sezer, Türkiye ile Avrupa ülkeleri arasındaki fiyat farkının uluslararası taşımacıların yakıt alım stratejilerini doğrudan etkilediğini söyledi. Firmaların araç kapasiteleri, güzergâhları ve mevzuatın izin verdiği ölçüde Türkiye’den daha fazla yakıt alarak yurt dışındaki yüksek maliyetlerden kaçınmaya çalıştığını belirten Sezer, bu durumun bazı Avrupa ülkelerinde gerçekleştirilen yakıt işlem hacimlerini sınırlayabildiğini ifade etti.
DKV Mobility’nin Türkiye’de genişleyen hizmet ağı ve 3 bine yakın istasyonda sunduğu avantajlı yakıt ile esnek vade imkânı sayesinde müşterilerin değişen tercihlerine Türkiye’de de yanıt verebildiği kaydedildi.
Yapay zekâ veri odaklı mobilite hizmetlerinde kullanılacak
DKV Mobility’nin yapay zekâyı geniş mobilite ve işlem verisini müşteriler için somut değere dönüştüren stratejik bir araç olarak gördüğünü belirten Sezer, şirketin veri, analitik ve yapay zekâ çalışmalarını tek yapı altında toplamak amacıyla 2026 yılında Chief Data & AI Officer pozisyonu oluşturduğunu söyledi. Ayrıca Porto’da yeni bir Data & AI yetkinlik merkezi kuruluyor. Merkezde 2026 sonuna kadar yaklaşık 50, 2027 sonuna kadar ise yaklaşık 150 uzmanın görev yapması planlanıyor.
Yapay zekâ tarafında öncelikli alanlar arasında maliyet ve tüketim tahminlerinin geliştirilmesi, olağan dışı işlemlerin daha hızlı tespit edilmesi, müşterilere güzergâh ve hizmet önerileri sunulması, tekrarlayan süreçlerin otomatikleştirilmesi ve müşteri deneyiminin kişiselleştirilmesi yer alıyor. Sezer, temel yaklaşımlarının yapay zekâyı yalnızca kullanmış olmak için değil, ölçülebilir verimlilik ve müşteri faydası yarattığı alanlarda devreye almak olduğunu ifade etti.
Şarj çözümleri ve dijital filo yönetimi öne çıkıyor
DKV Mobility’nin yakıt ve geçiş ücreti hizmetlerinin ötesinde bütünleşik bir mobilite platformuna dönüştüğünü aktaran Sezer, şirketin Avrupa genelinde yaklaşık 1 milyon 305 bin halka açık şarj noktasına erişim sunduğunu belirtti. DKV Card +Charge ile müşteriler, elektrikli araçlarını şarj edebildikleri gibi konvansiyonel araçları için yakıt alımlarını da tek kart ve tek fatura üzerinden yönetebiliyor.
Şirket, 2026 yılında elektrikli ticari araçlara özel DKV Card +Charge Truck çözümünü de devreye aldı. Bu kart, 17’den fazla Avrupa ülkesinde ağır ticari araç kullanımına uygunluğu doğrulanmış şarj noktalarına erişim sağlıyor. Şarj fiyatları, kullanım süresi ve tüketilen enerji miktarı uygulama üzerinden şeffaf biçimde izlenebiliyor.
Filo ve nakliye yönetimi alanında ise DKV Cockpit, DKV Analytics, DKV LIVE ve DKV Transport Management Software gibi dijital çözümler sunuluyor. Bu sistemlerle siparişlerin oluşturulmasından araç ve sürücü planlamasına, gerçek zamanlı araç takibinden yakıt kontrolüne ve faturalandırmaya kadar birçok süreç tek platformda yönetilebiliyor. Şirket, manuel işleri ve boş kilometreleri azaltırken filolara daha fazla maliyet şeffaflığı kazandırmayı hedefliyor.
Önümüzdeki dönemde özellikle karma filoların yönetimi, elektrikli ticari araçların şarj ihtiyaçları, telematik, taşıma yönetimi, emisyon raporlaması ve veri temelli maliyet optimizasyonu alanlarında yeni ürün ve hizmetlerin geliştirilmesi planlanıyor. Sezer’e göre geleceğin filosu yalnızca dizel ya da yalnızca elektrikli araçlardan oluşmayacak; farklı enerji türlerini kullanan araçların aynı sistem üzerinden yönetilebilmesi sektör için temel ihtiyaçlardan biri haline gelecek.
Türkiye pazarı öncelikli konumda
Türkiye’nin stratejik konumu, güçlü karayolu taşımacılığı sektörü ve Avrupa ile Asya arasındaki lojistik bağlantısı nedeniyle DKV Mobility açısından öncelikli pazarlardan biri olduğunu vurgulayan Sezer, şirketin Türkiye’deki büyüme yaklaşımını yalnızca uluslararası taşımacılık yapan firmalarla sınırlı tutmadığını, farklı sektörlerde faaliyet gösteren tüm ticari filoları kapsayacak şekilde genişlettiğini söyledi.
Sezer, önümüzdeki dönemde temel önceliklerinin yurt içindeki hizmet ve iş ortaklığı ağını geliştirmek, yakıt ve HGS işlemlerini daha bütünleşik hale getirmek ve dijital filo yönetimi hizmetlerinin kullanımını yaygınlaştırmak olacağını ifade etti.