Sektörde kadın sürücü sayısı artıyor. Yaşanur Daşdemir Karaca, sürücülüğün en zor olan kısmı olan ağır yük (low-bed) taşımalarında direksiyon başına geçiyor.

38 yaşında ve bir kız çocuk sahibi olan Karaca “Büyük araçları çok seviyorum ve bunu meslek olarak yapmak istiyordum. Psikolojik olarak güçlüyümdür, zorluğu severim. Bu nedenle işin en zor kısmından başladım” diyor. 

Fikrin sahibi Cengiz Atiz, bundan sonra alacakları araçların kamyonlar da dahil pembe renkte alacağını, kadın sürücülere öncelik vereceğini kaydetti. Yaşanur Daşdemir Karaca, böyle bir patrona sahip olduğu için kendisini şanslı hissettiğini ve kadınlara olan bu güvenden ve destekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi.

Küreselleşmeden yerelleşmeye dönüş Türkiye için fırsat Küreselleşmeden yerelleşmeye dönüş Türkiye için fırsat

“Kullandığım aracı dinlemeyi seviyorum. Uzun yola giderken çok nadir müzik açarım. Müzik yerine motor sesini, araçtan gelen sesleri dinlerim. Yolda giderken lastiğin patladığını 200 metre geçmeden anlarım” diyerek mesleğine ne kadar tutkuyla bağlı olduğunu ortaya koyuyor.

Karaca, ehliyetini de 2008 yılında 8 aylık hamileyken alıyor ve hiçbir zorluğun kendisini engellemesine izin vermiyor. Çevresinde bu kararını yadırgayanlar olduğunu ancak ailesinden destek gördüğünü belirten Karaca, “Önceki mesleğim satış pazarlamaydı ve bu işi 20 yıl yaptım. İşim gereği sürekli hareket halindeydim. O nedenle ailem bu kararıma şaşırmadı. Sadece eşimin işin zorluğu dolayısıyla tereddütleri vardı. İşe başladıktan sonra gördüler ki bir kadın bu mesleği erkeklerden daha iyi yapabilir. Aile hayatı, sosyal hayatı da etkilenmez, ailesine de bolca zaman ayırabilir” diye konuşuyor.

Daha önce hiç kamyon sürmeden direkt olarak low-bed sürerek bu işe başladığını ve bunun da kendisi için avantaj olduğunu anlatan Karaca, “TIR kullanan bir insana yeni şeyler öğretmek, bildiğini değiştirmek zordur. Ben bunu Cengiz Bey’e de söyledim. Ben sizin için boş bir defterim. Beni bu iş için yetiştireceksiniz. Nasıl alışırsam öyle gider dedim” diyerek bu işin en üst noktasından işe başlamayı kendisinin istediğini belirtiyor.

Dışardan ve diğer sürücülerden nasıl tepkiler aldığını sorduğumuz Karaca, “Araca bakıyorlar, araç içinde beni görünce gariplerine geliyor. Gören dönüp tekrar bakıyor. Bir gün iki genç polis memuru denetim yapıyor. Birisi önde plakalı sorguluyor, diğeri yanıma geldi. Bana baktı, dönüp tekrar baktı ve “abla ciddi misin, bu araç ve sen!” dedi. Biraz daha ileriye gitmemi istedi. Neden dediğimde “Arkadaşım da şaşırsın” dedi. Bazen ünlü gibi davranıyorlar” diyerek güzel bir anısını paylaştı.

Erkek sürücülerin gelip kendisine merak etme abla alışacaksın dediğini söyleyen Karaca, “Ben de onlara; hayır siz kadınlara alışacaksınız diyorum.  Lütfen sürücü olmak isteyen, hevesleri olan kadınlar vazgeçmesinler. Onlar bizi bu işin dışına itmek için ne kadar ısrar ediyorsa, biz de girmek için o kadar ısrar edeceğiz. Zamanında Mustafa Kemal Atatürk kadınlar için bir savaş verdi. Biz de kendimiz için bu savaşı vereceğiz” diyor.

Bu işe başlamadan önce aylarca videolar izlediğini, insanların çalışma hayatlarını incelediğini, mesleğin artılarını eksilerini gördüğünü anlatan Karaca, hiçbir zaman yapabilir miyim diye düşünmediğini söylüyor.

Sektörde kadınlara bakış açısının değiştiğini görmek de güzel” diyen Karaca, patronu Cengiz Atiz’in kendisine firmalarında daha fazla kadın sürücü istihdam etmek istediğini söylediğini, bunun da kendisini daha da motive ettiğini belirtiyor. Cengiz Atiz’in ufkunun açık olması nedeniyle çok şanslı olduğunu söyleyen Karaca, “Kadınları destekleyen bir patron. Kadınlar da çalışkanlıkları ve titizlikleriyle bu işe erkeklerden daha uygunlar. Ben çalışmayı çok seven bir insanım. Sağlığım izin verdiği sürece bu mesleği yapacağım. Ben yorulduğunu oturduğu zaman anlayanlardanım. Rabbim sağlık versin gerisi teferruat” ifadelerini kullanıyor.