Borusan Lojistik ilk dijital lojistik markası olacak

Borusan Lojistik Genel Müdürü İbrahim Dölen, dijitalleşmenin kaçınılmaz bir son olduğunu söylüyor. Dölen, “Lojistik firmalarının eski alıştıkları sistemde iş yapmaya devam etmeleri, saatte 180 kilometre hızla karşıdaki duvara gitmeye benziyor.” diyor.

Borusan Lojistik  ilk dijital lojistik markası olacak
banner95
Dijitalleşeme yönünde adımlar atan ve yatırım bütçesinin büyük bölümünü teknolojiye ayıran Borusan Lojistik, bu alanda Türkiye’nin öncü markası olmak istiyor. Borusan lojistik Genel Müdürü İbrahim Dölen’e dijitalleşmenin ne olduğunu ve lojistik süreçlere nasıl uygulanabileceğini sorduk.
Dijitalleşmenin tüm dünyadaki sektörleri çok ciddi anlamda etkilediğini söyleyen Borusan Lojistik Genel Müdürü İbrahim Dölen, sistemlerin ucuzlaması ve yaygınlaşmasıyla yeni fırsatların ortaya çıktığını söylüyor. Dijitalleşmenin veri alış verişi olduğunu, somut anlamda cep telefonlarındaki veri alış verişinde bunu gördüğümüzü anlatıyor. Dölen, “Her bir cep telefonunda 37 sensör var, içinde gelmiş olduğumuz teknolojide minimum 2 kamera var ve pek çok bilgiyi alıp verebiliyor.” diyor. 

Dölen, sürekli sinyal alıp verebilen sensörlerin ortaya çıkmasıyla birlikte, bu sensörlerin her türlü makinanın içine girmeye başladığını belirtiyor. Bu sensörlerin kendi konumları ile birlikte, çevreyle ilgili her türlü bilgiyi ve değişkeni aktardığını ifade eden Dölen, sensörlerden gelen bilgilerin toplanmasıyla Big Data’nın ortaya çıktığını anlatıyor. Bulut Teknoloji üzerinden alınan ve depolanan verilerin ucuzlamasının da önemli olduğunu aktaran Dölen, buradaki dataları birleştirip anlamlı ilişki kuranların fark yaratacağını anlatıyor. Dölen, “Büyük datalara bakarak bu datalar içindeki birbirini tekrar eden ilişkiyi bulan ve bu ilişkiyi bulduktan sonra, bu datalardan yorum yapan, bu yorumu makinalara veya insanlara ulaştıran sisteme dijital son diyoruz.” diyor.
Lojistikte kullanılan teknolojilerin dönüştüğünü ve dijital evrim geçirdiğine vurgu yapan Dölen, “Herkeste dijital harita vardı, sensörler vardı ama bu dijital haritalar gittikleri yerde karşılarına çıkan nesnelerin ne olduğunu algılayamıyordu. Sistem bunları çözemiyordu. Artık Big Data’nın ortaya çıkmasıyla sistem karşısına çıkan nesnelerin ne olduğunu ölçebiliyor. Ve sensörlerle artık mevcut haritalanmış yollarda değil, gittiği yerin haritasını giderken çıkartıyor. Dolayısıyla ben burada ne yapmam gerekiyor gibi kararların hepsini çok hızlı alabiliyor artık. Bu o kadar hızlandı ki, şuan Amerika’nın pek çok yerinde şoförsüz araçlar sürekli kullanılıyor, sürekli test ediliyor ve bununla ilgili çalışmalar son hızla devam ediyor.” şeklinde konuşuyor. 
Dijitalleşmenin iş süreçlerini nasıl değiştirdiğiyle ilgili konuşan Dölen, “10 yıl önce telefonla takip ettiğimiz şeyi şuan GPS sistemi ile takip eder hale geldik. Dolayısıyla dataları lojistik firmaları toplayabiliyor. Bu dataları müşterilerimize değişik ortamlarda yansıtabiliyoruz. Ama gitmemiz gereken yol bunun ötesinde.
Peki sektör nereye gidecek?
Eğer bir araç normal gitmesi gerektiği ruddan yavaş gidiyorsa sistem bunu otomatik algılayacak. Bu aracın içindeki müşterilerin e-mail adresindeki ilgili kontaklara otomatik mail atarak teslim süresini aktaracak. Bu süreçteki insan ihtiyacı tamamen ortadan kalkıyor. Bu artık bir seçenek bile değil. Şu anda bunu yapabilen firmalar var. Bazı firmalar da bunu yapabilmek için ciddi şekilde çalışıyor. Çünkü eski sistemin lojistik süreçlere maliyeti yüzde 10’lara kadar çıkıyor. Dijitalleşme ile bu giderlerini önüne geçilebiliyor. Şimdi bu gerçek ortadayken lojistik firmalarının eski alıştıkları sistemde iş yapmaya devam etmeleri  saatte 180 kilometre hızla karşınızdaki duvara gitmeye benzer.”
Peki duvara olan mesafe ne kadar? Çarpışmaya ne kadar süre kaldı?
Benim bakış açıma göre 2 yıl içinde bunlar olacak. Dijitalleşme hayatımıza büyük oranda girmiş olacak.
Türkiye için mi söylüyorsunuz?
Türkiye için söylüyorum. Yani dünyanın pek çok yerinde farklı şeyler zaten oluyor. Ama Türkiye’de bir sene sonra bunları tamamen sistemler üzerinde yapan en az bir iki tane lojistik firması var olmuş olacak.  Bu başladıktan sonra da diğer firmanın buna çok hızlı bir şekilde adapte olması gerekecek.
Bunlardan biri siz olacaksınız…
Bizim savaşımız bunlardan biri olmak.
İlk ikiden biri mi olacaksınız?
Evet ilk ikiden biri olmak istiyoruz.  Ya bunlardan birisi olacaksınız ya da bu duvara çarpacaksınız. Çünkü bu yüzde 5, yüzde 10 dediğimiz maliyet farklarını yarı yarıya azaltsanız sektörün en az 2 katı kadar karlı oluyorsunuz.
Türkiye’de firmalar konvansiyonel şekilde hizmet verirken bu 2 yıllık süre çok iddialı değil mi?
İddialı demek için bugün Uber’in Türkiye’de yaptığına bakmak gerekiyor. Bakın Amerika’ya. Amerika’da zaten taksi diye bir şey kalmadı her taraf Uber oldu. Ama Türkiye’deki şuan mevcutta bile Uber  şirketinin yapmış olduğu tahribat aslında bizim bir iki sene sonra yaşayacağımız tahribatın başlangıcın çok benzeri.
Peki  bu süreç, bu gidişat sadece bir nakliye firmasının ya da birkaç nakliye firmasının yaptığı yatırımlarla olabilecek bir şey mi? Bunun içerisinde gümrükler var, yollar var….
Bu problemimiz değişmiyor, bu problemimizden bahsetmedim. Benim burada anlatmak istediğim şey farklı. Burada lojistik süreçlerin nasıl oluşacağını anlatıyorum. Sensörlerin, cihazların lojistik süreçlerine nasıl etki edeceğini anlatıyorum. Elbette araçlar Kapıkule’deki sorun yüzünden bekleyebilir ama bu durum hakkında müşteri otomatik olarak bilgilendirilecek. Araç giderken şoförsüz gidecek…
Sektör 2 yıl içinde
bu noktaya mı gelecek?

Ben bir iki tane örneğini göreceksiniz dedim, sektörün tamamının buraya geleceği ile ilgili bir öngörüm yok.
Birisi sizsiniz diğeri de
bir Türk firması mı olur?

Bilmiyorum yani inşallah bir Türk firması olur.
Lojistik firmaları teknoloji
firmalarına mı dönüşecek?

Kesinlikle, lojistiğin geleceği, teknolojiyi ne kadar yaratabildiği ya da yaratılmış bazı sektörler için ne kadar iyi uygulayıp uygulayabildiğidir. Çünkü şuan İstanbul’dan istersen seninle birlikte Gebze’ye  gidelim en kötü 10 tane kiralık ev bulabiliriz şuan her hangi bir araba almaya gidelim, şuan gösterebilecek servetiniz varsa bize beş yıl vade ile istediğiniz kadar araç verirler. Bunlar artık anlamsızlaştı. Çünkü bugün Uber bir tane araç sahibi değil. Bir tane aracı yok, nesi var; öyle bir yazılımı var ki taleple araç sahiplerini mobilizazyon üzerinden buluşturuyor. 
Lojistik dev bir
organizasyona mı geçiyor?

Evet biz burada kendimizi organize etmeye çalışıyoruz. Kendimizin içinde bulunduğu lojistik sektöründe her dönüşümü kendimiz yapmak için çabalıyoruz. Yani bunu biz yapmazsak birilerinin yaptığını göreceğiz. Yani biz de en azından bunu yapan ilklerden olarak bu pazarda yerimizi almalıyız.
Peki kendi teknoloji şirketinizi mi kuracaksınız bir teknoloji
şirketi ile mi anlaşacaksınız ?
Biz bununla ilgili kararı aldığımız günden itibaren, 59 tane yazılımcıdan oluşan bir araştırma merkezi (Ar-Ge) oluşturduk. O arkadaşlarımız şuan toplam 17 tane proje üzerinde çalışıyorlar, bunların bazılarının sonuna geldik.  Şu anki yatırım bütçemizin yarısını 20 milyon doları  IT’ye ayırdık.
Peki Lojistiğe ne kadar yatırım
bütçesi ayırdınız?

13 milyon dolar.
Borusan Lojistik bir teknoloji
şirketi oldu diyebilir miyiz?

Henüz o boyutta değiliz ama o boyuta doğru hızla gittiğimizi düşünüyorum. Elbette bunlar kolay girişimler değil. Çünkü işletme şeklinizi dijitalleştirdiğiniz boyutta içerideki tutumunuzun da değişmesine adım atıyorsunuz. Onların da işletme şeklini değiştiriyorsunuz.  Bu bizim için bu işin içinde olanlar için bir kültür değişimidir aslında. Öncelikle kültür değişimi daha sonrasında teknoloji işine adapte değişimi.
eTA örneği var. Türkiye’de
kamyoncu ve KOBİ’leri dijital ortamda buluşturdunuz bunu uluslararası taşımacılıkta da görecek miyiz?
Birkaç yıl içerisinde Avrupa taşımalarında da bunu uygulayacağız.
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner71