Ağır Vasıta ve Treyler Zirvesi’nde konuşan UND Başkanı Şerafettin Aras, ağır ticari araç ve treyler sektörünün artık yalnızca araç ve ekipman meselesi olmadığını, Türkiye’nin üretim, lojistik, ihracat ve küresel rekabet gücüyle doğrudan bağlantılı stratejik bir alan haline geldiğini söyledi.
TAİD ve TREDER iş birliğiyle düzenlenen zirvenin sektör açısından önemli bir platform olduğunu belirten Aras, günümüzde rekabetin yalnızca üretim maliyetleriyle şekillenmediğini ifade etti. Teslimat hızı, tedarik güvenliği, izlenebilirlik, karbon ayak izi, dijital uyum, filo yaşı, sürücü erişimi ve sınır geçiş sürelerinin artık rekabetin temel unsurları arasında yer aldığını vurguladı.
Zirvenin “Dijitalleşme ve Otonom Teknolojiler Işığında Treylerin Yeni Yolculuğu” temasının sektörün dönüşümünü doğru yansıttığını ifade eden Aras, treylerin artık yalnızca yük taşıyan bir ekipman olmaktan çıktığını söyledi.
“Dün treyler yük taşıyan bir ekipmandı, bugün ise veriyi de taşıyan bir teknoloji unsuruna dönüştü” diyen Aras, ağır ticari araçların artık bağlantılı, ölçülebilir, izlenebilir ve optimize edilebilir mobil teknoloji platformları haline geldiğini belirtti.
Bu dönüşümü doğru okuyan ülkelerin yalnızca taşımacılık yapmayacağını, aynı zamanda taşımacılığın teknolojisini de üreteceğini kaydeden Aras, sektörün önümüzdeki 10 yılını şekillendirecek konuların bu zirvede ele alındığını söyledi.
“Yatırım kararları artık daha stratejik”
TAİD verilerine göre çekici pazarında 2024-2025 döneminde yüzde 6’lık daralma yaşandığını hatırlatan Aras, bu durumun yalnızca pazar küçülmesi olarak değerlendirilmemesi gerektiğini ifade etti.
Finansman maliyetleri, yakıt fiyatları, bakım giderleri, sigorta maliyetleri ve jeopolitik risklerin yatırım kararlarını doğrudan etkilediğini belirten Aras, ağır ticari araç yatırımlarının artık çok daha stratejik hale geldiğini söyledi.
Aras, sektörün yalnızca bugünün taşımacılığını değil, Türkiye’nin gelecekteki dış ticaret kapasitesini de hazırladığına dikkat çekerek, treyler üretim merkezi olmanın sadece üretim yapmak anlamına gelmediğini; kalite standardı oluşturmak, teknik mevzuata hakim olmak, test altyapısını geliştirmek ve mühendislik kabiliyeti ortaya koymak anlamına geldiğini ifade etti.