Kaybeden yine lojistik oldu

Evet 2018 yılı genel ekonomik durum itibariyle oldukça zorlu oldu ve bundan hemen hemen bütün sektörler olumsuz etkilendi. Ancak kurlardaki yükseliş ihracatın yukarı yönlü seyrine destek verince, en azından ihracatçı açısından ortaya pozitif bir görüntü çıktı. Bu görüntünün

altında; yükselen faizler nedeniyle ortaya çıkan kredi sorunları ve nakit ihtiyacı, üretimde ve iş süreçlerindeki maliyet artışları, ihracat için yapılan ithalatlar olsa da tablonun dışı uzaktan oldukça güzel görünüyordu. Zaten bu durum yıl sonu ihracat rakamlarına yansıdı ve hedef tahtasına rekor olarak yazıldı. 500 milyar dolarlık asıl hedef için rakamlar elbette düşük. İhracatın, ne değer ne de kilogram cinsinden istenilen ölçüde artırılamaması uzak hedef için bir handikap olarak kaydedilebilir.

Bu tablo içerisinde ihracatla ayakta kalan birçok sektör oldu. Bunların başında da otomotiv sektörü geldi. 1 milyonlu adetlerden 650 binli adetlere düşen otomotiv sanayi yapılan ihracat nedeniyle üretimde kayıp yaşamadı. İhracattaki bu başarıdan en fazla mutlu olması gereken sektör ise lojistik oldu demek isterdik. Ancak durum böyle olmadı! Uluslararası nakliye hizmeti veren firmaların öncelikli beklentisi mal hareketliliğinin artmasıdır. İhracatta bu hareketliliğe ithalat ayak uyduramayınca, bir de ithal yüklerde yabancı araçlar daha fazla pay almaya başlayınca, dolu giden araçlarımız boş döndü. Yabancıların bu performansı sadece ithalat taşımalarında yaşanmadı, ihracat artarken Türk plakalı araçların yaptığı ihraç taşımaları yüzde 1 düştü. Bu pay da yüzde 5 ek puan olarak elbette yabancının hanesine yazıldı. Yani yabancı araçlar ihracat taşımalarını yüzde 5 artırdılar.

En fazla ihraç taşıması yaptığımız ülkeler sırasıyla; Irak, Suriye ve Almanya oldu. Avrupa yine taşımacıların ana ulaşım noktası oldu ve bu kıtaya yapılan ihracat taşımaları yüzde 7 arttı. Nakliyeciler Avrupa’ya yaptıkları taşımaların büyük bir bölümünü kara sınır kapılarından değil, Ro-Ro ile yaptılar. Ro-Ro ile gidilebilen 13 ülke (Fransa, Almanya, İngiltere, İtalya… gibi) dikkate alındığında Ro-Ro’nun tercih edilme oranı yüzde 56 oldu. Ancak aynı ülkelere Türkiye’den ihraç yükü taşıyan yabancı araçlar Ro-Ro yerine kara sınır kapılarını (Kapıkule, Hamzabeyli) tercih ettiler. Avrupa taşımalarına alternatif güzergah olması için kurulan Ro-Ro, bugün Türk ihraç yüklerinin ana hattı konumuna geldi. Yabancıların çok tercih etmediği Ro-Ro’nun Türk araçları tarafından bu kadar çok tercih edilmesinin nedenini; hız, verimlilik, konfor ile mi açıklamak gerekir bilmiyoruz. Yoksa Türk plakalı araçların Avrupa karayollarında maruz kaldıkları zorlamalar, dayatmalar, ilave maliyetlerle mi bu durumu ortaya çıkarmıştır?

YORUM EKLE

banner71