banner126

Şehrin göbeğinde bir Soma mı yaşansın

Türkiye’de tehlikeli maddelerin büyük bir bölümü konvansiyonel depolarda tutuluyor. Bunların içerisinde yanıcı ve patlayıcı ürünler de bulunuyor. Şehrin göbeğinde yer alan bu depolar ciddi bir risk oluşturuyor. Türkiye’de; yanıcı, parlayıcı ve patlayıcı ürünlerin mevzuatta belirtilen standartlarda hizmet görmesini sağlayacak sadece 3 adet deponun bulunması ortaya vahim bir tablo çıkarıyor.

Şehrin göbeğinde bir Soma mı yaşansın
banner95

2014 yılı iş kazalarıyla gündeme geldi. Farklı sektörlerde meydana gelen muhtelif kazalarda bu yılın ilk 10 ayında 1600 işçi hayatını kaybetti. Trafik kazaları ve bunların sonucunda ortaya çıkan can kayıpları sektörümüz için en büyük riski oluşturuyor. Trafik kazalarının önlenmesi için özellikle firmalar birçok çalışma gerçekleştiriyorlar ve kamunun da bu yönde kayda değer çalışmaları var. Özellikle tehlikeli maddelerin taşınmasında; yapılan denetimler, alınan önlemler, verilen eğitimler önemli adımlar. Ancak iş bu ürünlerin depolamasına gelince bambaşka bir tablo önümüze çıkıyor. Yancı, parlayıcı ve patlayıcı ürünlere hizmet veren ve sektörde yanmaz depo diye tarif edilen Türkiye’de sadece 3 depo bulunuyor. 

Türkiye’deki depolamanın durumuna bakıldığında hala eski, verimlilikten uzak depoların kullanıldığını görüyoruz. Türkiye genelinde yüksek ve düşük standartlarda toplam 8 milyon metrekare depolama alanı bulunuyor. Bunun sadece 2 milyon metrekaresi A standardındaki depolardan oluşuyor. Bu da modern depolama alanına ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Türkiye’deki toplam stokun yüzde 60’ı (5 milyon metrekare) sanayi ve üretim tesislerinin yoğun olarak bulunduğu İstanbul ve İzmit’in Gebze ilçesinde yer alıyor. Bu bölgelerdeki dağılıma bakıldığında depolama alanlarının yüzde 25’i Avrupa yakasında, yüzde 40’ı Anadolu yakasında, yüzde 35’i de Gebze’de bulunuyor. A Sınıfı depoların 4’te 3’ü İstanbul’da yer alıyor.

Hızla büyüyen, kimya sektörü, otomotiv ile hazır giyim ve konfeksiyonun ardından yaptığı 14 milyar 904 milyon dolarlık ihracat rakamıyla (2014 Ocak-Ekim) hızlı bir büyüme gösterdi. Sektör 2023 için 50 milyar dolarlık ihracat hedefini konuşuyor. Sektörün yurtiçi satışları da 11 milyar dolara ulaşmış durumda. Sektörün bu denli büyük rakamlar ortaya koymasına karşın, depolamadaki yatırım eksikliği ise önemli bir çıkmaz olarak önümüzde duruyor. Lojistik firmalarının yapacağı yatırımların önündeki en büyük engel ise fiyat baskısı ve haksız rekabet. 

Türkiye’de yanmaz deposu bulunan Sertrans’ın Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Keleş’e sektördeki durumu ve lojistik hizmetin nasıl işlediğini sorduk. Keleş, yanıcı ve patlayıcı diye tabir edilen ürünlerin depolanmasının ayrı bir standart ve uzmanlık gerektirdiğinin altını çizerek, sektörde bu ürünlere standartlar içerisinde hizmet veren firma sayısının yok denecek kadar az olduğunu söylüyor. Keleş, bu tür ürünlerin yanmaz depolarda depolanması gerektiğini bu depoların ise İstanbul’da Anadolu yakasında 2 adet Avrupa yakasında ise 1 adet (Sertarans) olduğunu söylüyor. 

Haksız rekabetin önüne geçilmeli

Yanmaz depoların diğer depolara göre yatırım maliyetinin yüksek olduğunu bu sebeple firmaların bu maliyetin altına girmek istemediğini söyleyen Keleş, hizmet verilen sektörün gereksinimlerine çok dikkat edilmediğini söylüyor. Müşteri beklentisini daha fazla nasıl yukarı taşırım diye bir gayretin olmadığını aktaran Keleş, bunun önündeki en büyük engelin de haksız rekabet olduğunu ifade ediyor. Keleş, “Tehlikeli maddelerin taşınması ve depolanması için çeşitli mevzuatlar var. Siz depoyla ilgili mevzuatları tam yerine getiriyorsunuz fakat öte taraftan bir başka firma mevzuatın boşluklarından yararlanarak kaçak göçek yerine getiriyor. Biz toplam 2 bin metrekare kapalı alandan oluşuna bir yanmaz depo yatırımı yaptık. Mevzuata tam uygun yaptığımız depoda en son teknolojileri kullandık. ADR depomuz, otomatik rampalı kapılara, yüksek güvenlik alarmlarına, spinkler sistemli yangın kontrolü ve azotlu söndürme sistemlerine, özel bölmeli ve güvenlikli odalara sahip. Depoda çalışacak işçimin eldivenine kadar her şeyi yapıyoruz. Ben bunları yaparken kiminle rekabet ediyorum; merdiven altı firmalarla” diyor. 

Şehrin göbeğinde bir facia yaşanabilir

Hakan Keleş bu yatırımı işlerinin bir gereği olarak yaptıklarının altını özellikle çizdikten sonra lojistik hizmet alan firmaların hizmet kalitesine, dolayısıyla yük ve can güvenliğine dikkat etmesi gerektiğini söylüyor. Türkiye’de lojistikçiden beklentinin daha az maliyetle iş yapması olduğunu söyleyen Keleş, bunun normal olduğunu ancak bu ürünlerin depolanmasında bakılacak en önemli kriterin alınan hizmetin mevzuata ve yasalara uygun olup olmadığının  kontrol edilmesi olduğunu belirtiyor. “Ben bu standartlarda hizmet üretirken dolayısıyla maliyetim 10 liraya çıkıyor. Ama merdiven altı firmalar bunu benim yarı fiyatıma pazarlayabiliyor” diyen Hakan Keleş, şu anda büyük risk altında hizmet verildiğini söylüyor ve uyarıyor: “Allah korusun illa şehrin göbeğinde Soma faciası gibi bir facia mı yaşamamız gerekiyor.”

Müşteri yüzde 4 daha ucuz diye konvansiyonel depoları tercih ediyor

Hakan Keleş bu konuyla ilgili müşterileri bilgilendirmek için kurumsal çalışmalar yaptıklarını, internet sitelerini buna göre şekillendirdiklerini söylüyor. Konunun çok önemli olduğunu sadece ticari bir iş olarak bakılmaması gerektiğini ifade eden Keleş, müşterileri bu konuda bilgilendirirken oldukça dikkatli olduklarını söylüyor. “Biz işin gereksinimlerini ve olması gerektiğini direkt anlatmaya çalışırsak. “Kapıma her gün 100 tane müşteri geliyor, ben bunları bilmiyor muyum” tepkisiyle karşılaşıyoruz. Biz belirli kriterler üzerinden müşterilerimizi bilgilendirmeye çalışıyoruz. Müşteriye onları ezmeden ama yumuşatarak bilgileri aktarıyoruz. Bilgiyi aktardıktan sonra müşterinin bizi incelemesine verdiğimiz hizmetin kalitesini çek etmesini istiyoruz” diye konuşan Keleş, en büyük üzüntüsünün ise firmaların gelip Avrupa’da bile bu kadar yüksek hizmet kalitesi görmedik ancak verdiğiniz fiyat bizim aldığımız fiyatı yüzde 4 üzerinde o yüzden sizinle çalışamayız demeleri olduğunu söylüyor.

Tehlikeli maddelerin depolanması ile çalışmalar yapmalarına karşın bunun bireysel olarak belirli bir noktaya kadar gidebileceğini aktaran Hakan Keleş, sivil toplum kuruluşları öncülük etmesi gerektiğini belirtiyor.

Sigorta şirketleri birçok depoyu ADR’li anlamda sigortalamıyor

Peki depoda meydana gelen ölümlü bir kaza durumunda sorumluluk kimin olacak? Hakan Keleş bu sorumuza şöyle cevap veriyor: “Sigorta şirketleri birçok depoyu ADR anlamında sigortalamıyor. Başka depoları nasıl sigortalıyorlarsa içinde tehlikeli madde bulunan depoları da aynı şekilde sigortalıyorlar. Burada da çok ciddi bir haksızlık var. Bir yangın olduğunu düşünelim, sigorta şirketi bunu karşılamıyor. Çünkü depo standartları karşılayan bir depo değil”

Paran varsa mesleki yeterliliğine bakılmıyor

Depo açılması için mesleki yeterlilik şartının aranması gerektiğini söyleyen Hakan Keleş, şu anda  herkesin depo açabileceğini söylüyor. “Ticaret Odası bölgede depo ihtiyacı var diyor. Belirli bir miktarda teminat mektubu alınıyor, fiziki şartlar da sağlandığı zaman depoyu açabiliyorsunuz” diyen Keleş, Meslek erbabı olup parası olmayanlarının durumun ne olacağını soruyor. Avrupa’da lojistik ve eski taşıma şirketlerinin gümrükleme, antrepo ve depolama hizmeti verebildiğini söyleyen Keleş, “Çok alakasız insanların bizim mesleğimize girme yetkisi var, ama bizim gümrük yetkimiz yok” diyerek aradaki çelişkiye dikkat çekiyor.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER